Karartma Geceleri

İkinci Dünya Savaşı’nın yoğun olarak yaşandığı dönemde geçer “Karartma Geceleri”. Ülkeyi yönetenler o dönemde
yazarın deyişiyle ilk önce güçlünün yanında yer alırken, güçlü gücünü kaybetmeye başladığında ise bir tarafsızlık politikası uygulamıştır. Bu politika ise bizi savaştan uzak tutmaya yetmiştir sadece.

Türkiye devleti olarak savaştan uzak durabilsek de savaşın bütün acılarını, savaşın bütün zorluklarını yaşadığımızı bu romanda rahatlıkla görmekteyiz. O yıllarda ülkede ekmek, şeker, un vb. gibi temel ihtiyaçlar karneye bağlanmıştır. Sınırlarımıza dayanmış büyük bir savaş sürmektedir. Her an sınırlarımızdan içeri baskın düzenlenme olasılığı vardır. İşte bu baskınları önlemek için yurdun her köşesinde “karartma” uygulaması başlatılmıştır. İşte bu “karartma”nın bir benzeri de aydınlara, düşünürlere uygulanmıştır. O dönemde olan bu karartma, insanların düşünmesini de “karartma”ya yöneliktir.

Romanımızın ana kahramanı şair ve aynı zamanda Türkçe Öğretmeni olan Mustafa Ural’dır. Roman, bütün çıplaklığı ile bir hapishane hayatı ile başlar. Bu bölüm ancak hapishanede çokça zaman geçiren bir insan tarafından kaleme alınabilir. Rıfat Ilgaz da hapishanede, adliye koridorlarında çokça zaman geçirmiştir. Romanın kahramanı olan Mustafa Ural’ın hikayesinde Rıfat Ilgaz’ın yaşamından izler görmekteyiz.

Mustafa Ural ani bir değişiklik nedeniyle hapishaneden çıkar. Yeniden gündüzü, geceyi, güneşi ve ayı görmeye başlar. Ama yazdığı bir şiir kitabı olan “Sınıf” ile yine aranmaya başlar. Mustafa Ural, hapishane hayatını iyi bildiği için ve sağlığı da iyi olmadığı için teslim olmayı düşünmez. İşte, o andan itibaren İstanbul’u, özellikle de İstanbul’un gecelerini Mustafa Ural’la dolaşmaya başlarız. Bekçileri, polisleri, sabahçı kahvelerini, kahveyi dolduran insanları ve sen, ben gibi olan bütün insanları görürüz bu dolaşmalarda. Bunun yanında Mustafa Ural’ın zor zamanlarında ona yardım eden Nihat ile özellikle de Cengiz’i ve çıkarı için Mustafa Ural’la samimiyet  kuran İlhan Paytak’ı -Mustafa Ural, kaçarken onun eşiyle ilişkiye girmiştir.- da görmekteyiz.

Romanın sonunda Mustafa Ural, biraz da kendi isteğiyle yakalanır ve gözaltına alındıktan kısa bir süre sonra savcıya sevk edilir. Orada gelebileceğini hiç düşünmediği karısını görür. İçeride ise sorgusu yapılan İlhan Paytak’ı da görünce karısının neden oraya geldiğinin farkına varır.

Üslup olarak belki esere muhteşem diyemesek de dönemini çok iyi bir şekilde yansıttığı için rahatlıkla alıp okunabilecek bir eserdir. Okurken de insanı yormayan, akıcı bir kitap olduğunu söyleyebilirim.

Bu kitaptan ne öğrendik:

1. İkinci Dünya Savaşı yıllarında çay, şeker, un vb. bulmak büyük bir nimetti.

2. İkinci Dünya Savaşı yıllarında “karartma” uygulanıyordu.

3. Şimdi olduğu gibi o zamanda düşünenlere de “karartma” uygulanmıştır.

4. Şimdi olduğu gibi o zamanda kraldan çok kralcılar vardır.

5. Devlet, o dönemde de şimdi de kendi gibi düşünmeyenleri ezmiştir. Birisi az, birisi çok; neticede ezmiştir.

6. 1990 yılında beyaz perdeye aktarılmış. Başrolünü Tarık Akan oynamış. Filmi Yusuf Kurçenli yönetmiş ve film içeride ve dışarıda birçok ödül almış.

7. Roman liseler 100 Temel Eser içerisindedir.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir