Karpatlar Şatosu

Jules Verne‘in en sevilen romanlarından Karpatlar Şatosu, vampirlerin diyarı Karpatlar’da geçen bir serüveni anlatıyor. Batıl inançlar ile teknolojinin, iyi ile kötünün, yaşam ile ölümün karşı karşıya geldiği bu serüvende hazin bir aşk öyküsü de var. Kimilerine göre daha on dokuzuncu yüzyılda televizyonu haber veren, kimilerine göre Orpheus mitosunun bir yorumu olan Karpatlar Şatosu, Jules Verne’in şaşırtıcı düş gücüyle, fantastik öykücü kimliğini birleştirdiği bir roman. (Kitabın arka kapağı)

Le Château des Carpathes orijinal adını taşıyan kitabı 1892’de yayımlayan Jules Verne ölümünden yıllar sonra icat edilecek olan birçok eşyayı okurlarına tanıtıyor.

Gotik bir roman olarak adlandırılan Karpatlar Şatosu’nun Bram Stoker’a Dracula’yı yazmasında etkilediği de söyleniyor.

Kitapta yer alan karakterleri şöyle sıralayabiliriz:

Karpatlar ŞatosuStilla, İtalyan şarkıcı
Rodolphe de GORTZ, kalenin sahibi
Franz de Telek, kont
Orfanik, mucit
Rotzko, Franz de Telek’in arkadaşı
Nick Deck, ormancı, nişanlısı Miriota Koltz
Miriota Koltz Yargıç Koltz’un kızı
Yargıç Koltz, yargıç ve Werst Belediye Başkanı
Jonas, Yahudi Hancı
Patak, doktor (aslında eski bir hemşire)
Hermod, öğretmen
Frik, çoban
Chapman, Polonyalı bir Yahudi.

Werst köyünde geçen öykünün kısa özeti kitabın arka kapağında şu şekilde yer almış:

Transilvanya’daki Werst Köyü’nde, terk edilmiş bir şatoda endişe verici olaylar yaşandığına dair söylentiler dolaşmaktadır. Kont Franz de Telek opera sanatçısı nişanlısı La Stilla’nın ölümünü unutabilmek için yolculuk etmektedir. Kont, Werst’e gelir. Şato’nun, La Stilla ölürken kendisini lanetleyen Rodolphe de Gortz’a ait olduğunu öğrenir. Telek uzun uğraşlar sonunda bu korkunç şatonun esrarını keşfeder. Ancak bu keşfin bedeli ağır olacaktır.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir