Kaşık Yapımı

Popüler kültüre, seri üretime yenik düşen el sanatları her geçen gün kan kaybediyor. El sanatları konusunda hünerli çok az sayıda ustamız kaldı artık. Sanat doğada gizlidir; onu oradan çıkarabilecekler, ona sahip olurlar. Derken Albrecht Dürer ne kadar da haklıdır!.. Hızla tüketen günümüzün modern insanı ne doğada gizli olan güzellikleri ne de sanatın vermiş olduğu estetik zevki tadabilecek kabiliyette.

El yapımı kültürünü iyice yitirsek de Anadolu’nun bazı köylerinde bu gelenek hala devam ediyor. Ordu’nun İkizce ilçesinin Başönü Mahallesinde tanıştığım Mehmet Çilesiz el yapımına hala saygı duyan insanlardan. Peki yaptıklarından para kazanmayı mı amaçlıyor? Asla… Bir dönem düşünmüş aslında ama sonrasında “seri üretim” karşısında bunun mümkün olmadığını deneyerek görmüş… Bir de tanıdıkları yaptıklarına hayran kalınca para da isteyememiş… Anadolu insanı işte, paradan daha değerli şeyler olduğunu bilen nadir insanlardan. Peki ne mi yapıyor Mehmet amca? Kaşık yapıyor. Hem de öyle satıp para kazanmak için değil. Evin bir köşesinde yöresel bir motif olarak sergilensin diye hiç değil. Sadece kaşık gerektiği için. Çorbayı karıştırmak için… Yani kullanmak için… Yani ihtiyaç olduğu için… Tüketirken bir yandan da üretmenin gerektiğini bildiği için…

Mehmet ÇilesizKaşık yapmayı kendi düğününden önce öğrenmiş Mehmet amca. Düğün yemeği için kaşık gerekince -o zamanlar ahşap kaşık kullanılırmış- beş-altı takım kaşık yaptırmak istemiş ancak pahalıya çıkınca el becerisine de güvenerek kendi kaşıklarını düğünü öncesinde yapmaya başlamış. 6 deste kaşık yapmış düğününe kadar ve düğünden sonra da o kaşıkları kullananlar düğün hediyesi olarak evlerine götürmüşler.

Peki kim Mehmet Çilesiz? Zor bela emeklilik hakkını elde etmiş bir fındık emekçisi… Köylerinin hemen yanı başındaki bodur ormanı fındık bahçesine çevirmiş, kendi evinin duvarını örmüş, ocağı için taşı kendi yontmuş, dereden balık yakalamak için ağ örmüş, komşunun evi için baltayla ağaç kesip onu tahta haline getirmiş… ve daha onlarca şeyi hep el becerisine güvenerek yapmış…Çalışkan Anadolu insanı kısacası… Bir bakıma Sait Faik öykülerinden tanıdığımız “Kör Mustafa”…

Şimdilerde köyünde, sabahları kalkıp ibadetini yaptıktan sonra köyde kalan üç beş kişiyle yaban domuzu avına gidiyor yaşı elverdiğince… Evinin avlusunda oturup karşı tepeleri, uçan kuşları, görür görmez uzaklaşan yaban keçilerini izliyor… Şimdiye kadar hep üretmiş ve hâlâ elinden geldiğince üretmeye devam ediyor.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir