Kıskançlık… Hüsran… Yahya Kemal…

Türk Edebiyatının en büyük şairlerinden birisi olan Yahya Kemal Beyatlı‘nın yine Türk Edebiyatı’nın en büyük şairlerinden birisi olan Nazım Hikmet’in annesi olan Celile Hanım’a aşkı edebiyat dünyasında herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Nazım Hikmet’in “Hocam olarak girdiğiniz bu eve babam olarak giremezsiniz.” sözü de yine bilinen doğru bir gerçektir. Bu aşk karşılıksız değildir. Celile Hanım da zamanın en şöhretli şairlerinden Yahya Kemal‘e deliler gibi aşıktır.

Yahya Kemal ile Celile Hanım aşkı herkesin dilindedir. Celile Hanım evlilik hazırlıkları yaparken Yahya Kemal‘in aklı başka yerdeydi. Aralarında aşk başladığında Celile Hanım evliydi ve bu kocasına karşı bir ihanetti. Aynı ihaneti yapan bir daha yapabilirdi. Yahya Kemal ne yapsa bu düşünceleri aklından atamıyordu. Hatta “Kirpikleri süzgün o ihanet dolu gözler.” dizesini Celile Hanım için söyleyebilmiştir. Yahya Kemal, Celile Hanım aşkı nihayetinde hüsranla bitmiştir.

Yahya Kemal, Celile Hanım aşkında Yahya Kemal‘in kıskançlığı akıllara yer etmiştir. Berlin Sefiri Hakkı Paşa sosyetenin en güzel kadınlarına suareler düzenlerdi. İstanbul’un en güzel kadınlarından birisi olan Celile Hanım’dan Yahya Kemal bu suareye gitmemesi için söz almıştı. Vapur Büyükada’dan ayrılırken kıskançlık ateşi Yahya Kemal‘in kalbine düşmüştü. Bir hafta sonra Büyükada’daki Yat Kulübü’nde otururken bu akşam Hakkı Paşa’nın suaresi olduğunu yan masada konuşulanlardan duydu. Üzeri küllenen kıskançlık ateşi tekrar alevlenen Yahya Kemal, hızlıca oradan çıkıp iskeleye koştu. Son vapur çoktan kalkmıştı ve lodos esiyordu.

Yahya Kemal, sevgilisinin kendisini aldatmayacağını bilse de, ondan söz aldığını içinden geçirse de kendini durduramıyordu. Maltepe’ye geçmek için sandalcı aramaya başladı. Lodos hızını artırsa da yüklü bir para verdiği sandalcı karşıya geçmeye ikna oldu. Sandalcı biraz yol aldıktan sonra sandal, kocaman denizde bir o yana bir bu yana sallanıyordu. Sandalcı yola çıktığına, Yahya Kemal‘e küfürler savuruyordu ama Yahya Kemal ne havaya ne denize ne de sandalcının küfürlerine aldırıyordu. Onun aklı sevgilisinde ve Hakkı Paşa’nın suaresindeydi.

Uzun uğraşlar neticesinde tepeden tırnağa ıslanmış ve üşümüş bir vaziyette kıyıya çıkan Yahya Kemal, doğruca bir kahveye girdi. Kahvedekiler Yahya Kemal‘e tuhaf tuhaf baksa da o aldırmadı ve araba sordu. Yoktu. Bostancı’da olabileceğini söylediklerinde kendisini dışarı atmış, tren yoluna varmıştı. Tren yoluna çıktığında koşmaya başladı. Bostancı’ya geldiğinde soluğu bir karakolda aldı. Hastasının olduğunu söyleyince karakoldakiler zorla araba bulup onu Kadıköy’e oradan da Üsküdar’a ulaştırdılar. Sonra sandalla karşı ve sonra Nişantaşı.

Sevgilisinin evinin önüne geldiğinde perişan ve bitkin bir haldeydi. Daha önceden evin kapıcısı ile kurduğu sıcak ilişki sebebiyle hiç düşünmeden onun penceresini çaldı. Uykulu gözlerle Yahya Kemal‘i karşısında gören kapıcı onun bu halini görünce telaşlandı. Yahya Kemal hemen,

_ Benim ki evde mi, diye sordu. Kapıcı:

_ Evde, bu akşam çıkmadı!

_ Çık bir bak, çabuk!

Kapıcı mecburen denileni yaptı ve geriye döndüğünde,

_ Hizmetçisiyle konuştum, uyuyormuş, dedi.

Bu haberi alan Yahya Kemal rahatladı ve kendini sevgilisinin evinin karşısında olan meyhaneye attı. Sabaha kadar içti.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir