Kömür Karası Soma… Ya Asıl Kara’lar…

Yine bir üniversitenin sıfatı dekan kendisi boş boş bakan, Soma faciasında yaşamını yitirenler hakkında konuşmuş. Demiş ki “Bu insanlarımız helal kazanç peşindeydi. Olaya buradan baktığımızda onlar için sevindirici bir durum. Bunlar uyuşturucu ticareti yaparlarken de bir çatışmaya girip ölebilirlerdi. Mafya hesaplaşmasında da ölebilirlerdi. Eşlerini ve çocuklarını rızıklarını temin ederken, hayatlarını kaybettiler. Dolayısıyla Allah’tan rahmet diliyoruz. Onlar şehit olmuşlardır.”

Siyasi dalkavukluğun prim yaptığı günümüzde bu ve buna benzer açıklamalar duymak hiç şaşırtmıyor beni. Adaletin sadece tabelalarda yazan bir kavram olmaktan öte bir anlam taşımadığını da hepimiz biliyoruz artık. Adalet zalimin değil de zulme uğrayanın, güçlünün değil de zayıfın yanında durabilseydi eğer ancak mülkün temeli olabilirdi. Şimdi ne adalet kaldı geriye ne temel ne de mülk. Sonumuz hayır eyleye.

Sayın hocaya insan canı desek ne der acaba? Yüce Rabbim Maide Suresi 32. ayette buyuruyor ki “…Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır…”

İnsan canı dinimizce bu kadar önemliyken Soma’da yaşamını yitiren 301 can için bu ayet-i kerime hiç mi aklınıza gelmez?

Ne idüğü belli olmayan açıklamalar yapmak yerine -Allah’tan iyi ki de şehit olmuşlardır, demiş.- adaleti, tedbiri hatırlatsaydınız keşke! Geç gelen adaletin adalet olmadığını hür akademisyen sıfatınızla bağırsaydınız ulu orta. Her gün cuma namazlarında hutbede okunan Nahl Suresi 90. ayeti hatırlatsaydınız adaletin defterini dürenlere. “Muhakkak ki Allah adaleti, iyiliği ve yakınlığı olana (özellikle akrabaya muhtaç oldukları şeyleri) vermeyi emreder; ahlâksızlığı/hayasızlığı, fenâlığı, zulmü/azgınlığı yasaklar. İyice anlayıp tutasınız diye size (böylece) öğüt verir.”

Ya da daha çocuk yaştan itibaren hepimizin diline pelesenk olmuş Kuranî bir anlayış olan “Tedbir kuldan takdir Allah’tan.” sözünü hatırlatsaydınız ne olurdu?

Aydın olmak karanlığa karşı bir mum yakabilme cesaretini gösterebilmekle başlar. Orta sahada top çevirip yan pas yerine geçecek sözlerinizle hem millete hem de yaranmak istediğiniz yerlere şirin görünmeye çalışabilirsiniz. Yalnız bir gerçek var ki aziz milletim daha bu sözlerinize kanmıyor. Siz gerçekleri saklamaya, beyinleri uyuşturmaya ve adaletin defterini dürmeye ortak olmaya devam ediniz.

Zayıfın yanında değil de güçlünün yanında durduğunuz her an zarardasınız. Soma’da yaşamını yitiren kardeşlerimizin tedbirsizlikten ve ihmalkarlıktan cinayete kurban gittiğini söyleyememek ne aydın bir kişiye ne de vicdanlı bir insana yakışır.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir