Kurtlar Vadisi Paralel :)

İlk başlarda Osman Sınav yönetiminde sağlam işler yapar gibiydi. Gerçek anlamda bir derin yapılanma içinde rol kesemeyen bir Polat Alemdar tiplemesi, diğer usta oyuncularla harmanlanıp ortaya iyi işler çıkarma başarısı göstermişlerdi. Özellikle Çakır tiplemesi ile Oktay Kaynarca, Polat Alemdar’ın önüne geçmeye başlayınca yapılan hataların en büyüklerinden biri yapıldı ve Çakır öldürüldü.

Birinci Kurtlar Vadisi bitip ikinci versiyon olan Pusu başlayınca işler biraz daha karıştırılıp medya patronları devreye sokuldu. Show TV’den kanal D’ye geçişinde medya patronu olan derin yapılanmanın yumuşatıldığı ve medya patronunun özellikle işin içinden sıyrılmaya başladığını gördük. Artık Doğan grubundaydı ve Aydın Doğan’ın hedef alındığı medya patronu tiplemesi yavaş yavaş silikleşmeye başladı. İskender tiplemesi dengelenme unsuru olarak epeyce ortalığın durulmasına yardımcı oldu.

Ardından başlayan ATV macerası ise dizinin tamamen zıvanadan çıkmasıyla sonuçlandı. Artık dizi değil adeta psikolojik harp elemanı oldu. Neredeyse yapılacak bazı operasyonları bile haftalar öncesinde senaryolarında yer verdiler. Kehanet olmadığı aşikardı aslında. Mersin olaylarını anlatış biçimi ise bir çok izleyicisiyle arasındaki bağı kopardı kanımca. Hatırlarsak; Mersin’de bir polis aracı taranmış ve polislerimiz şehit edilmişti ve ardından yaşanan olaylarla da bir ırk ve mezhep çatışmasına ramak kalmıştı. İşte bu olayları Türk ordusunun yaptığı vurgulandı insanların gözüne çaka çaka. Kendi insanlarını öldürmüş ve ardından İsrail bağlantılarıyla kaçmıştı subaylar. Elbette bu şekilde olayların içinde olan insanlar olabilir ancak dizide yansıtılan durumun böyle anlaşılmadığı gün gibi ortada.

Askere vurmanın demokratlığın ilk hamlesi sayılan günlerde dizi de bunu mükemmel bir şekilde yaptı. Eski asker tiplemeli bir şahıs kundakta yatan bebeği gözünü kırkmadan öldürdü. Olaylarda kalmamak gerek, önemli olan bu işleri yapanların acımasızlığıyla verilen mesajdı. Çeşitli iddianamelerin içinde geçen olayların yapılabilinirliği kanıtlanıyordu neredeyse!

Tam anlamıyla demokratlığını! elde eden dizinin Amerika menşeyli ortakların olduğu TNT kanlında neler yapacağı üç aşağı beş yukarı belliydi aslında. Sanırım her taşın altından Amerika’nın çıkması ve yarattığı kötü imajı bir nebze de olsa silmek zamanı gelmişti. Kısa süreli bu macerada da sadık izleyicileri alttan alta verilen mesajları almışlardı.

TNT macerasından sonra tekrar psikolojik harp sandalına geri dönen KVP şimdilerde günlük siyasetin tam ortasında! Artık 17 Aralık operasyonu, özel yetkili savcılar, Pensilvanya’dan örgüt idare eden “Muhterem Bey” tiplemeleri ile para aldığı “havuz”un hakkını fazlasıyla veriyor. Tel Aviv’den gelen telefonla İsrail bağlantısı göndermeli savcı karakteri fazlasıyla gerçekçiydi. Geçmişte aynı savcıların karşısında yer alan “İskender Büyük” tiplemesini İsaril’e bağlayan dizi senaristleri şimdi devran değişince savcıyı bağlıyorlar. Önceleri ‘mafyayı özendiriyor’ diye tepki duyulan dizi artık bölünmüş ülkemizin bir kısmının halk kahramanı. Ve öyle görünüyor ki Samanyolu televizyonunun “Şefkat Tepesi” hamlesinin karşısında atv’nin “Kurtlar Vadisi Pusu”su cenk halindeler. Ne diyelim, iyi olan kazansın!

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir