Likya Yolu Yürüyüş Raporu

likya rotası

4 – 11 Nisan arasında yürümeyi planladığım Likya Yolunun Ovacık – Kaş arasındaki 158 km’lik bölümünü tamamlamanın gururunu yaşarken bir yandan da Likya topraklarından ayrılmanın hüznü aklımdan düşmüyor. Daha sonra günceler şeklinde yazacağım Likya yürüyüşümün ana hatlarını bu yazımda anlatmaya karar verdim.

Yolculuğa İstanbul’dan otobüsle başladım. Havaalanından aktarmalarla Ovacık’a ulaşmak istemediğim için bu yolu seçmiştim ancak şehir içi minibüsleri misali hemen hemen her şehirde duran sevgili otobüsümüz yanlış bir seçim yaptığımı gösterdi. Sığılamayan bir koltukta saatlerce yaptığım yolculuktan bahsetmek bile istemiyorum. Dönüş yolu da aynı şekilde otobüsleydi ancak bu sefer yürüyüşün yorgunluğundan mıdır otobüsün konforundan mıdır bilmem epeyce uyudum.

Solo olarak planladığım yolculukta bir haftalık tüm malzemeyi tek başıma taşımam gerektiği için yanıma asgari düzeyde malzeme almaya çalışsam da çantam 17kg’yi buldu. Ovacıkta aldığım ve yürüyüş boyunca 750 ml’nin altına düşürmediğim suda çantaya eklenince çantanın ağırlığı kimi zaman 20 kg’yi buldu.

Yola çıkmadan önce internette yazılan daha önce yapılan Likya yürüyüşlerine ait notlar oldukça işime yaramakla birlikte kimi yerlerde ne yazık ki beni yanılttığı da oldu. Mevsime bağlı olarak elbette değişiklik gösterebilecek su kaynaklarının bir kısmının kurumuş olduğu söylense de her adımda ağırlaşan sırt çantamla kilometrelerce yürüdükten sonra gürül gürül akan çeşmeler ve pınarlarla karşılaşmak daha önce yapılan yorumların (bu da dahil) her zaman doğru olmayabileceğini gösterdi. Daha önce yürüyen arkadaşların işaret yok dediği yerlere tedirginlikle girsem de birçok yerde hiçbir işaret problemi olmadığını görmek beni sevindirdi.

Rotanın bazı bölümleri çoğu yürüyüşçü tarafından hiç yürünmemiş. İşaretlerin yokluğundan ve büyüyen çalı, diken gibi bitkilerden bu çok kolay anlaşılabiliyor. Daha önceden bu kısımları yürüyen arkadaşlar keşke yazılarında bu yerlerden bahsetmiş olsaydı (onlar yürürken yol belki de iyi koşullarda işaretlenmiş ve temizlenmiştir) bu kısımları yürüyeceğimi hiç sanmıyorum. Zorlukları dile getirilmeyen bu kısımları geçerken çizik içinde kalmakla birlikte kimi yerlerde, acaba çantamı ağaçlarda bırakır mıyım, dedim. Yeri gelince bunların nerelerde olduğunu ayrıntılı bir şekilde yazacağım.

Belirlediğim etap için 7 gün boyunca yol aldım. Yedi gün bu rotayı yürümek için oldukça ideal. Ne bir yerlere koşturmak gerekiyor ne de gereksiz yere sabahın köründe kalkmak gerekiyor. Bu rotayı yürüyecek olanlara 7 gün tavsiyemdir. Ancak zaman konusunda sıkıntı yaşayanlar bu yolculuğu 6 günde yine çok zorlanmadan tamamlayabilirler. Çünkü benim yolculuğum 7. ve son günü yarım gün yürüdüm desem yeridir.

Yola her ne kadar solo çıkmış olsam da Likya Yolu oldukça popüler bir yürüyüş yolu. Bursa’dan oğluyla birlikte gelen Gürsel Sandıkçıoğlu ve oğlu Soykan Sandıkçıoğlu ile yürüyüşümüz aynı rotada ilerlediği için epeyce birlikte yol aldık. Onların güzel yol arkadaşlığı sayesinde yolculuk bir kat daha keyifli geçti.

Yolculuğumun tamamını çadır konaklaması şeklinde planlamıştım ama çadırda kalmak istemeden yürümek isteyenler için rota boyunca konaklayacak yerler mümkün. Rota üzerinde yer alan köyler ve yerleşim yerleri yürüyüşçülere alışkın ve yardımcı olmak için oldukça hevesli.

Yolculuğun ayrıntılı güncesini ve fotoğraflarını çok yakında paylaşacağım.

Belki bunları da beğenirsin...

1 Yorum

  1. dahrendorf diyor ki:

    Tebrikler. Bir kaç gün içerisinde aynı deneyimleri gözlemlemek ve anılaştırmak üzere yollardayım. 😉

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir