Lüzumsuz Bilgiler Ansiklopedisi 4

Jean de La Bruyère “Bilgisizlik kolay ve rahat elde edildiği için çoğunluk bilgisizdir.” der. Çok haklıdır Bruyère çünkü insanların çoğu bilgiyi edinmek yerine bilginin kendilerine gelmelerini beklerler. Bazıları da bilgiyi sadece ihtiyaç duyduklarında elde etmeye çalışır ve kullanılmayan bilgiyi küçümserler. Neyse ki herkes böyle düşünmüyor.

Lüzumsuz Bilgiler Ansiklopedisi’nin yazarı Tamer Korugan’da böyle düşünüyor olsa gerek ki ansiklopedisini ilk üç kitaptan sonra da devam ettirmiş ve dördüncü kitabında 90 soruya yanıt vermiş. Böylece Korugan’ın şimdiye kadar yanıtladığı soru sayısı 388’e ulaşmış.

Korkudan öd patlar mı?

lüzumsuz bilgiler4Korkunca ‘ödüm patladı’, ‘ödümü koparttın’ deriz. Öd, karaciğerin yeşil-sarı renkli, acı bir salgısıdır. Öd ve safra eş anlamlıdır, aynı şeydirler ama öd ile ilgili deyimler korku esaslı iken safra ile ilgili deyimler açlıkla ilgilidirler. Az bir şey yiyerek açlığı yatıştırmak anlamındaki ‘safra bastırmak’, açlıktan midesi bulanacak hale gelmek anlamındaki ‘safrası kabarmak’ deyimleri gibi. İnsan korkunca vücudunda bazı fizyolojik değişiklikler olur. Kan basıncı artar, kalp atışları hızlanır, bir takım hormonlar salgılanır, kandaki adrenalin seviyesi yükselir hatta vücutta titremeler olur ama içimizdeki hiçbir organ patlamaz.

Sadece öd yani safra kesesi değil diğer iç organlar da doğrudan üzerlerine fiziki bir basınç uygulanmadıkça, korku, heyecan, sevinç, yoğun düşünce gibi etkenlerden dolayı kendi kendilerine patlamazlar. Öd kesesi, sindirim sistemimiz için çok önemli bir organdır. Karaciğer hücreleri tarafından salgılanan safra burada toplanır, biriktirilir ve yoğunlaştırılır. Safra hava ile temas edince yeşeren, altın sarısı renkte bir sıvıdır. Yüzde 95’i su geri kalanı sofra tuzları, bilirubin ve kolesteroldür.

Öd kesesi karaciğere yapışık, uzunluğu 8-10 santimetre, genişliği 3-4 santimetre olan bir kesedir. Karaciğerin bir günde ürettiği 800-1000 santimetreküp safra burada yoğunlaşarak 80-100 santimetreküpe düşürülür ve sindirim sırasında on iki parmak bağırsağına akıtılarak yağların sindirilmesinde, bazı metabolizma ve ilaç artıklarının atılmasında rol oynar. Yani öd aslında bir sindirim özsuyudur.

Kurbanlık koyun kesilip derisi yüzülürken öd kesesinin patlatılmamasına dikkat edilir. Patlayan ödün tüm eti zehirleyeceğine ve o etin artık yenilemeyeceğine inanılır. Ancak öd ile korku arasındaki ilişkinin temeli bu değildir. Kara ve sarı safra kavramı, çok eskilere, tıbbın babası sayılan Hipokrat zamanlarına kadar gider.

O zamanlar öd sıvısı, insan vücudundaki başlıca dört sıvıdan biri sayılıyordu. Kimsenin görmediği, normal şartlarda insan vücudu dışına çıkmayan bu sıvının varlığına, etkisine ve korku ile ilgisine on yedinci yüzyıl sonlarına kadar inanılmıştır.

İlk zamanlarda, hüzün ve kedere sebep olan sinir hastalıklarının bu sıvıdan ileri geldiğine o kadar inanılıyordu ki ‘melankoli’ kelimesi de kara safra anlamındaki ‘melaina khole’den türemiştir. O zamanlar bu inanca nasıl varıldı bilinmiyor ama günümüzün gelişmiş bilimsel verileri ile korku ve öd arasında doğrudan bir ilişki olduğu saptanmıştır.

Aslında korku kavramı çok geniştir. O kadar çok, farklı şeye karşı duyulan korku vardır ki bunları bir başlık altında toplamak zordur. Aslında korku, çeşidine göre insan vücudunun değişik organlarına etki eder. Öd veya safra kesesinin etkilendiği korku çeşidi, başarısız olma, hata yapma veya kendine olan güveni kaybetme korkusudur. Bu tür korkular karşısında vücudumuzda ilk olarak safra kesesi ve onun sindirim sistemine göndereceği safra miktarı etkilenir. Bu tür nedenlerle sinirsel sıkıntı geçiren kişilerin önce mide ve bağırsaklarında kasıntılar, gaz sıkışmaları başlar.

Öd ile korku arasında bir ilişki bulunduğu modern bilim tarafından da saptanmış ve ispatlanmış durumdadır, ancak bu korku türü, ani ve beklenmedik, yani ödü patlatacak, ödü dışkıya karıştıracak bir korku değildir, tamamen insanın özgüveni ile ilgilidir. (s. 10, 11)

Lüzumsuz Bilgiler Ansiklopedisi’nin dördüncü kitabında şu sorular yer alıyor:

Korkudan öd patlar mı?

Bazı toplumlarda domuz eti niçin yenmez?

Baykuş ötüşü niçin uğursuz kabul edilir?

Şehit cenazelerinde askerler niçin havaya üç el ateş ediyorlar?

Hamile kadınlar niçin aşerir?

Elektrik süpürgesinin sesi niçin çok çıkıyor?

Murphy, ‘Murphy’nin Kanunları’nı nasıl yazdı?

Ecza dolabındaki gazlı bezde hangi gaz vardır?

İnsanlar ne zamandan beri iç çamaşırı giyiyorlar?

Hangi tarih, hangi gündür, nasıl bilinir?

Arabanın hız göstergesi niçin yasal limitlerin çok üstünde?

Suya ne kadar yüksekten atlanabilir?

Çiçeklerle konuşmanın onlara faydası var mıdır?

Televizyon filmindeki TV’de çizgiler niçin kayıyor?

İskambil kağıtlarında birli (As) niçin en güçlü kart?

Futbolda üç gol atmaya niçin ‘hat-trick’ deniliyor?

Kadınlar niçin topuklu ayakkabı giyiyor?

Erkeklerin boğazında niçin çıkıntı var?

Erkekler yaşlanınca niçin kulaklarında kıl çıkıyor?

İnsanlar niçin ağaçlar gibi sürekli büyümüyorlar?

Bacağı kırılan atları niçin vururlar?

Sinek niçin lambanın çevresinde uçar?

Ağustosböceği nasıl bu kadar güçlü ötebiliyor?

Kuru fasulye niçin gaz yapar?

Bütün Çinliler aynı anda zıplarsa deprem olur mu?

Hava boşluğu nedir?

Uzay mekiği niçin Ay’a gidemiyor?

Lüzumsuz Bilgiler Ansiklopedisi 1 okumak için tıklayınız.

Lüzumsuz Bilgiler Ansiklopedisi 2 okumak için tıklayınız.

Lüzumsuz Bilgiler Ansiklopedisi 3 okumak için tıklayınız.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir