Atalar Oyunu Mangala

Asırlar öncesinden günümüze kadar gelmeyi başarmış Mangala, milli kültürümüzün önemli bir parçasıdır. Nasıl ki türkülerimiz, halk oyunlarımız genetik kodlarımıza işlemişse Mangala da genetik kodlarımıza işlemiştir. Taşların bir kuyudan başka bir kuyuya nakledilirken çıkardığı seslerle biz, bozkırda dörtnala koşan doruların nal seslerini işitir gibi oluruz. Yaptığımız her bir hamlede hazinemize yani karargâhımıza güç katmanın ve baba ocağına sahip çıkmanın hazzına varırız.

mangala

İşte bu hazzın temelleri Saka Türklerine kadar dayanır. Yapılan araştırmalar neticesinde Mangala oyununu Sakaların, Hunların, Göktürklerin oynadığı tespit edilmiştir. Mangala’nın popüler bir şekilde oynandığı dönem hiç şüphesiz Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’dir. Osmanlı Dönemi’nden günümüze kadar ulaşmış minyatür ve gravürler incelendiğinde halk arasında Mangala’nın yaygın olarak oynandığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Evlerde kadınların, kahvehanelerde erkeklerin oynadığı Mangala oyunu için yabancı seyyahlar, Türklerin Mangala’yı saatlerce hiç tartışmadan, zevkle oynadıklarını belirtmişlerdir.

Mangala, Osmanlı Dönemi’nde bir yandan halk arasında bu kadar yaygınken diğer yandan sarayda da en çok tercih edilen oyunlardan biridir. Özellikle padişahlar savaş meydanlarında hızlı strateji geliştirebilmek, şehzadeler de eğitimlerinin bir parçası olarak Mangala oynamışlardır. Ayrıca savaş meydanlarında askerler vakit bulduklarında yerlere kuyu kazıp, kuyulara taşlar yerleştirerek bu oyunu oynamışlardır.

Dünyanın farklı ülkelerinde farklı türlerde Mangala’ya benzer oyunlar oynanmaktadır. Türk Mangala’sında kuyulardaki her bir taşa “asker”,  hazineye ise “karargâh” gözüyle bakılması Türk Mangala’sını diğer türlerden ayıran başlıca özelliklerdir. Bu adlandırma, Türklerin savaşçı bir yapıya sahip olmalarından gelmekte, aynı zamanda Mangala’ya bir savaş ve strateji oyunu gözüyle baktığımızı göstermektedir. En önemli kültür tarihçilerimizden biri olan Metin And, “mangala” kelimesinin Türkçede en küçük askerî birlik anlamına gelen “manga” kelimesinden türemiş olacağını belirterek bu anlayışı kuvvetlendirmiştir.

Osmanlı Dönemi’nden sonra Mangala oyunu uzun bir süre unutulsa da son 8 – 10 yıldır Serdar Asaf Ceyhan ve Serkan Aziz Ceyhan kardeşlerin yaptığı birbirinden değerli çalışmalarla Mangala tekrar eski popülaritesini yakalamaya başlamıştır. Oynayanda önceden görme, esneklik, basiret, hafıza ve uyanıklık gibi bir insanda bulunması gereken özellikleri katan, atalarımızdan bize miras kalan ve kültürümüzün bir parçası olan Mangala oyununu genç kuşaklara tanıtmak hepimizin bir görevi olmalıdır.

mangala-nasil-oynanirMangala nasıl oynanır?

Bu oyun iki kişi ile oynanır. Her bir oyuncunun 6 kuyusu vardır. Buna ek olarak da her bir oyuncunun kazandığı taşlarını biriktirdiği hazinesi vardır. Her bir kuyuya dörder taş yerleştiririz. Oyundaki temel amaç, taşları kendi hazinende olabildiğince fazla biriktirmektir. En fazla taş biriktiren oyunu kazanır. Oyun hakemin kurası ile başlar.

Peki, taşları nasıl alabiliriz?

  • Taşları aldığımız kuyuya bir taş bırakıp sağ tarafa doğru her bir kuyuya bir taş bırakarak dağıtırız. Son taş kendi hazinemize gelirse hamle sırası tekrar bizde olacaktır. O zaman Mangala’da son taşı hazinemize bırakabilmek çok önemli bir stratejidir. Kuyudaki taşları dağıtırken kuyuda bıraktığımız bir taşı hamle sırası bizde olduğunda sağ tarafa oynayabiliriz.
  • Taşları dağıtırken son taş rakibin kuyusuna gelirse ve o kuyudaki taşlar son bıraktığımız taşla çift sayı haline gelmişse, o kuyudaki tüm taşları alır kendi hazinemize koyarız. Hamle sırası rakibe geçer.
  • Bir kuyumuz boş iken dağıttığımız taşlar en sonuncusu boş kuyumuza denk gelirse hem boş kuyumuza bıraktığımız taşı hem de boş kuyumuzun karşısındaki rakibin kuyusunda kaç taş varsa onları da alır kendi hazinemize koyarız. Hamle sırası rakibe geçer.
  • Kendi bölgesinde taşları ilk biten oyuncu geride ne kadar taş kaldıysa hepsini alır ve kendi hazinesine koyar. Beş set üzerinden oynanan oyunda üç seti alan yenmiş sayılır.

Eminim ki bu oyun, Anadolu’nun bütün köylerinde ufak tefek kural değişiklikleri ile oynanmaktadır. Biz de bu oyunu, eskiden kış akşamlarında, özellikle köyde elektrikler kesildiğinde, gaz lambası ya da mum ışığı altında, bir tarafta kavrulmuş fındık kokusunu da içimize çekerek oynardık. O zamanlar bu oyunun adının tabiî ki “mangala” olduğunu bilmezdik. “Kuyu” derdik bu oyuna biz. Meğersem bizim “kuyu” oyunu “mangala” imiş. Bu oyunu; yaşlı, genç bütün herkese tavsiye  ederim.

Belki bunları da beğenirsin...

1 Yorum

  1. 29 Mayıs 2014

    […] gün İstanbul’da ilk kez İstanbul Lisesinde İstanbul Ortaokullar Arası Mangala Turnuvası yapıldı. Mangala turnuvasında ben de hakemlik yaptım. Benimle […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir