Meraklısına Kısa Bir “Hitler” Biyografisi

Evlilik dışı bir ilişkiden 1886 yılında bir sınır köyünde doğdu. Sağlıksız ve sevgisiz bir ortamda büyüdü. 16 yaşında okulunu bıraktı, mimar olmak istiyordu, olamadı. Ressam olmak istiyordu ancak yetenekli değildi.

Yokluk içindeyken aşırı milliyetçi ve Yahudi düşmanı ırkçı düşüncelerle karşılaştı. Münih’te İşçi Partisi isminde küçük ve ırkçı bir partiye katıldı ve 1920’de başına geçti.

İlk ciddi eylemini1923 yılında, topladığı adamlarıyla  beraber yaptı. Mussolini’nin “Roma Yürüyüşü” ne benzer bir yürüyüş düzenledi: “Berlin Yürüyüşü”.

Bir polis birliği tarafından dağıtıldı ve tutuklanarak ceza evine gönderildi. 8 aylık bir hapsin ardından yıldızı parlamaya başladı. Özellikle ordu çevreleri ve büyük sanayiciler bu aşırı milliyetçi ve iyi bir demagog olan Adolf Hitler’e desteklerini arttırdılar.

Ordu, İç İşleri ve Eğitim bakanlıklarında hızlı bir örgütlenmeye gidildi. Devlet örgütleri, Nazi yanlılarını önemli görevlere getiriyor, yasa dışı eylemlere göz yumuyor, suçlular yakalanamıyordu.

Aksine cumhuriyet taraftarları en ağır şekilde cezalandırılıyor, işçi ve köylülerin ellerindeki tüm haklar alınıyordu. Ekonomik çıkmaza giren Alman orta sınıfı ve küçük işletmeleri birer birer batarken büyük sanayi tekelleri gitgide büyüdüler. Çaresiz halk kitleleri de daha iyi bir gelecek vaat eden Nasyonal Sosyalist Parti’ye katıldılar.

Nazi partisi 1930’a dek seçimlerde başarı sağlayamadı. Ancak devlet içi örgütlenmeye devam etti. 1929 ekonomik buhranıyla birlikte Alman ekonomisi çökmüş ve 1. Dünya Savaşı’nda onurlarını da kaybeden Almanlar ekonomik olarak da zor duruma düşmüşlerdi.

Hitler, 1931 yılında cumhurbaşkanlığı seçimine girdi ve Hindenburg karşısında yenilgiye uğradı. Ama pes etmedi.

1932 seçimlerinde oylarını arttırmasına rağmen yine yeterli oyu alamdı. Naziler sürekli güçlenirken, Sosyal Demokratlar ve Komünist Parti sürekli birbirleriyle uğraşıyor ve kan kaybediyorlardı.

Hitler, “SA” adı verdiği hücum kıt’aları vasıtasıyla sürekli bir kaos ortamı yaratıyordu. Öyle ki, kendisi iktidara gelene kadar seçim yapılmaya devam edilecekti.1933 Ocak ayında Hitler, parlamento sayısı yetmemesine rağmen milliyetçi partiyle birlikte hükümeti kurma yetkisi aldı. Propaganda bakanı Göbels bu durumu şu sözlerle aktaracaktır: “ Artık savaşmak kolay. Çünkü devletin bütün kaynakları elimizde. Radyo ve basın elimizde. Ortaya bir propaganda şaheseri çıkaracağız ve bu sefer para diye bir sorunumuz da olmayacak.”

Parlamento sayısı yetmeyince bir kez daha seçimlere gidildi. Seçimlere bir hafta kala, parlamento binası “Reischtag” yakıldı. Suç Komünist Parti’ye yıkıldı. Bir hafta sonra Cumhurbaşkanı Hindenburg temel özgürlükleri ortadan kaldıran olağanüstü hal ilan etti. Buna göre, 48 sat içinde bütün yetkiler polise ve doğal olarak polis örgütü gibi çalışan SA’lara devredildi.

Komünist Parti yasaklandı. Sendikalar kapatıldı. Mart 1933’te Hitler’e meclis adına karar verme yetkisi olan” kanun kuvvetinde kararname” çıkarma yetkisi verildi. Kısa sürede grev hakkı kaldırıldı. Basın kurumlarının mallarına el konuldu. Muhalifler toplama kamplarına gönderildi. (Nazilerin iktidarda kaldıkları 12 yıl içinde toplam 1187 toplama kampı açtıkları bilinir.)

Büyük sanayi kuruluşları 1933-36 arasında %433 kar elde ederek devasa yapılara büründüler. Karşı tarafta ise işçi ve köylüler sefalet içindeydiler. Bu duruma itiraz edecek kimse kalmamıştı. En sonunda “İnançlı Naziler” olarak bilinen “SA” bu sömürünün dizginlenmesini istediler ve seslerini yükselttiler. Hitler ise bu ses yükselmesi karşısında, eski dava arkadaşı olan Röhm ve Strasser’in de aralarında olduğu yüzlerce SA subayını bir gecede öldürttü. Ve bunu partinin diğer silahlı gücü olan SS’lere yaptırdı. (Uzun Bıçaklar gecesi)

Sonrasında ne mi oldu? Sonrası malum…

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir