Mevlüde İrem’e

Ben Mevlüde İrem Çiftçi. 4 yaşındayım. Bombalarla bedenim paramparça olmadan önce sıcak yatağımda geleceğe yönelik bol lolipoplu rüyalar görüyordum.

Dev bir lolipop şekerinin yuvarlağındaki mavi rengin ortasında maviye çalmış bir gökyüzünün altında sıcak, sımsıcak bir yaz günü ilkokul birinci sınıf karnemi canımdan çok sevdiğim Ayşe Öğretmen’imden alıyorum. Kalbim kıpır kıpır, yavru bir serçenin kanat çırpışı gibi.

İşte, dev bir lolipop şekerinin yuvarlağındaki yeşil rengin ortasında bilmem hangi şehrin en büyük stadyumunun ortasındaki yeşilliklerinin üzerindeyim. Bütün arkadaşlarımla beraber kep atmaya hazırlanıyorum. Mutluluk ne güzel bir şey! Yüreğim yerinden çıkacak gibi.

İşte yine dev bir lolipop şekerinin yuvarlağındaki beyaz rengin ortasında yine bilmem hangi şehrin hangi salonunda temizliğin ve saflığın rengi beyazlara bürünmüş ve beyaz bulutların üzerinde yürür gibi diğer yarısı ile evlilik dansını ediyorum. Gönlüm, gönlüne denk birini bulmuş ve gönlüm şen şakrak.

İşte, yine yeniden dev bir lolipop şekerinin yuvarlağındaki kırmızı rengin ortasındayım. Büyük bir gürültü duyuyorum önce. Kulağım çınlıyor. “Baba” diye çığlık atıyorum, sesim çıkmıyor. Kalbim atmıyor…

Sonra… Sonra rengini şehitlerimizin al kanından almış kıpkırmızı bayrağım üzerime serili. Başımı kaldırıyorum yan tarafımda babam -daha bir heybetli, daha bir yakışıklı- kırmızı bir bayrağın altında o da yatıyor. Etrafta amcalarım, anneannem, dedem ve polis amcalar ve tanıdığım, tanımadığım herkes. Ağlıyor… Ağlıyorlar…

İmam amca, “Nasıl bilirsiniz?” diye soruyor. Herkes içten ve gür bir sesle cevap veriyor ve ağlıyorlar… Ağlıyorlar.

“Ağlamayın, ne olur! Ağlamayın!”

Daha sonra babamın elini sıkıca tutup al bayraklar üzerimizde “Bir gül bahçesine girercesine” türlü türlü, renk renk dev lolipopların olduğu o güzel ülkeye giriyoruz.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir