Osmanlı-Rus Ruletinde Boğazlar Meselesi-1(Hünkar İskelesi)

mehmet ali paşaOsmanlı askeri, kendi valisi olan Mehmet Ali Paşa’nın ordusu karşısında Konya önlerinde büyük bir yenilgi alınca başkent İstanbul tehlikeye girmişti. İbrahim Paşa’nın Konya’dan Bursa üzerine yürümesi ve tahtın tehlikeye girmesi sonucu Sultan 2. Mahmud Rus Çar’ı Nikola’dan yardım talebinde bulundu. Fırsatı kaçırmayan Çar, Amiral Lazaref komutasında bir Rus filosunu İstanbul’a gönderdi. Ayrıca beş bin Rus askeri de Anadolu sahilinde bulunan Hünkâr İskelesi’ne çıkarak burada ordugâhını kurdular. Rus ordusu Nikola’nın emri gereğince Anadolu’da bulunan Mısır Valisi’nin ordusu Torosların güneyine inmedikçe kuvvetlerini çekilmeyeceği tüm dünyaya bildirmişti.

Rus kuvvetlerinin varlığını daha da sağlamlaştırmak için Çar Nikola kendisine tam itimat ettiği Kont Orlof’u İstanbul’a gönderir. Kont, dışişlerine yazdığı bir mektupta izlediği politikayı şöyle özetler: “Türkleri bir elle okşarken öteki elle yumruğunu sıkmalı; işte onlara layık ve lazım olan muamele budur.”

Kendi valisi Mehmet Ali Paşa’yı yenemeyen bir devlet olarak Osmanlı, Rus Çarlığı ile 1833 yılında Hünkar İskelesi antlaşmasını imzalamıştır. Bu anlaşma, altı açık ve bir gizli maddesi olan antlaşmaydı ve sekiz yıl geçerliliği olacaktı. Gizli madde şöyleydi: Babıali, Rusya’nın yapmış olduğu yardımlara karşılık her ne bahane ile olursa olsun boğazlara hiçbir ülkenin savaş gemisini almayacaktı.

anlaşmaKendi hükümranlık haklarını Rus Çarlığı ipoteği altına vermek zorunda kalan Osmanlı’nın acınaklı halini şu örnek daha iyi açıklamaktadır:

1835 senesinde İstanbul limanına The United States adında bir Amerikan firkateyni gelir. Geminin kaptanı Babıali’den(Osmanlı hükümetinden) Karadeniz’e geçmek için müsaade ister. O dönem dış ilişkilerden sorumlu olan reis-ül Küttab, rus elçiliğine giderek bu husustaki fikrine müracaat eder. Elçi de anlaşma gereği geminin Karadeniz’e girmemesinin uygun olacağı yönünde görüş bildirir ve gereken aynı şekilde yapılır…

Rusların Çariçe Katerina döneminde başlattığı Osmanlı’yı parçalama siyasetini daha sonra bıraktığı ve zayıf bir müttefik olarak yaşamaya devam etmesi gerektiğine yöneldiği söylenebilir. Yeni yapılanmada uygulanan müttefiklik ise şu amaçlar doğrultusunda hayata geçirilmiştir:

  • Zayıf bir Osmanlı’nın kendisi için en rahat ve zararsız bir komşu olacağı fikri kabul gördüğünden, devletin varlığının devamı mutlak suretle kollanmalıdır,
  • Bir karışıklık çıktığında müdahale etmeyi kolaylaştırıp, meşru hale getirebilecek bir antlaşma yapılmalıdır,
  • Mehmet Ali Paşa’nın tahtı ele geçirip Boğazlara yönelik bir tehditte bulunmasını düşündüğünde karşısında Rusya’yı bulacağı kanaatini ortaya güçlüce konulmalıdır.

Özellikle son amacın daha sağlamlaşması için Ruslar Eylül 1833’de Avusturya ile Münchengraetz Sözleşmesi’ni imzalamış ve her iki devlet, İstanbul’a yönelik bir tehlike karşısında beraberce buna mani olacaklarını taahhüt etmişlerdir…

Belki bunları da beğenirsin...

1 Yorum

  1. 09 Aralık 2015

    […] önce Osmanlı-Rus ilişkileri çerçevesinde boğazlar meselesine giriş yapmıştık. Şimdi daha yakın tarihlerle […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir