Osmanlı’nın Çöküş Süreci-1 (Büyük Bunalım)

osmanlı

16.yüzyılın sonları ve 17. Yüzyıl başları Osmanlı için büyük bunalım yılları olmuştur. Bunu tetikleyen gelişmeler:

Büyük nüfus artışı,

Avrupa’da gelişen savaş teknolojisi ve Osmanlı’da “tımar” sistemine olumsuz etkisi,

Avrupa’ya sömürgelerden akan gümüş ve buna bağlı olarak Osmanlı maliyesinin bozulması,

Safevi ve Habsburglarla yapılan uzun ve yıpratıcı savaşlar,

Celali isyanları(Büyük Kaçgun)…

16.yy ortalarında Anadolu’da kaynama başlamıştır. Özellikle Şehzade Mustafa ve Bayezid olaylarında askeri sınıfa geçme amacıyla binlerce Anadolu genci rakip şehzadelerin yanında yer almış ve ilk başıbozukluklar ortaya çıkmaya başlamıştı. Ayrıca, ilmiye sınıfının vergi muafiyeti gibi ayrıcalıklarından yararlanmak isteyen ve medrese çatısı altında toplanan binlerce Anadolu delikanlısı ki kendilerine “softa” deniliyordu, kendi çetelerini kuruyor ve adeta eşkıyalık yapıyorlardı.

Artık Avrupa’da ilerleme durmuş ve “uc” akınları sona ermişti. Orta Anadolu’da giderek artan nüfus farklı bölgelere göç ettirilmiş ve bu durum gidilen yerlerde pek çok kargaşaya neden olmuştur. Yönetimin ve askeri otoritenin yalnızca padişah kullarına (devşirmelere) verilme ilkesi de unutulmuştu. Bürokratik merkeziyetçi yapı zedelenmişti. Bunun başlangıcı 2. Selim’in tahta çıkışında görülmektedir. Padişahla beraber İstanbul’a gelen yeni grup dönemin veziri azamı Sokollu ile oldukça uğraşmışlardır. Saray nedimeleri, kapıkulu zorbaları, ulema sınıfı devlet işlerine karışmaya başlamışlar ve devlet çıkarlarını zedelemişlerdir.

1.ahmedBunun sonucunda mesela fatih döneminde devletleştirilen pek çok toprak vakıf ve mülk haline getirilerek devlet idaresinden çıkarılmıştır. Bunun yanında ulema sınıfının devlet ileyişindeki rolü de giderek artmıştır. 1. Ahmed döneminde derlenen “Kanunname-i Cedid” daha çok fetvalardan oluşan bir yapı haline gelmiştir. Oysa Fatih ve Kanuni dönemlerinde tek bir dini fetvaya rastlanmaz. Bu yeni şeriatçı dönem, bürokratların yeni durumlar karşısında serbest çalışmasına mani oldu. 1617-32 döneminde yeniçerilerin haremle(Kösem sultan) işbirliği yaparak zorbalık yapmaları esasında mali kargaşa sebebiyledir.

Mali kargaşanın bir nedeni de savaşların giderek daha fazla paraya mal olması idi. İspanya ve Alman Habsburglarıyla karada ve denizde yapılan savaşlar Osmanlı’yı derinden etkilemiştir. Artık ordunun ateşli silahlarla donatılması zorunluluğu ortaya çıkmış, bu durum da ok-yay-kılıç ve mızrakla dövüşen tımarlı sipahi sınıfının ihmal edilmesine ve dağılmasına neden olmuştur. Diğer yandan donanmayı hazır halde tutmak da yılda 1.200.000 altın harcanmasına neden olacak kadar masraflı idi.(200 kadırgalık donanma için harcanan yıllık gelir)

celaliTımarlı sipahilerin yerine tüfekli piyadelerin kullanılması zorunlu olunca yeniçerilerin sayılarının arttırılması gerekti. 1527 yılında 7.886 yeniçeri varken 1610 yılında bu sayı 37.627 olmuştur. Ayrıca Anadolu’da başıboş köylüler de ücretli tüfekli” sekban” ve “saruca” askeri olarak orduya alınmaya başladılar. Barış dönemlerinde sekbanlara gerek kalmayınca, eli silahlı bu paralı askerler yeniçeri subayları kumandasında  Anadolu halkını haraca kesmeye başladılar. Tımarları yetmeyen veya ellerinden alınan sipahiler de bu haraac ortak oldular. Anadolu’yu kasıp kavuran bu vurguncuların isyanına “Celali isyanları” deilmiştir. Anadolu da “Büyük Kaçgun” olarak bilinen bu yağmalar sonrası köylüler kitleler halinde topraklarını terk etmişlerdir. Anadolu baştan başa yakılmıştır.

Avrupa’da gelişen savaş teknolojisi ve ateli silahların kullanılması nedeniyle Osmanlı ordusu bu ücretli tüfekli askerlerden vazgeçemezdi. Ücretlerini ödeyebilmek için de hazinenin gelir kaynaklarını arttırmak gerekiyordu. Ve vergiler attırılmaya başlandı. Özellikle savaş yıllarında toplanan bir vergi olan “ avarız-i divaniye” vergisi her yıl toplanan nakdi bir vergi haline getirildi ve miktarı de sürekli arttırıldı.

Akça üzerinde sürekli ayar düşüklüğüne gidildi. Bir altın 1527 de 57 akça iken 1584 yılında 120 akça seviyesine kadar çıkmıştı. Paranın değeri iyice düşmüştü. Vergilerin sürekli artması halkı da canından bezdirmişti. Köylü topraklarını terk edip kaçmaya başlamıştı.

Osmanlı maliyesini alt-üst eden bir diğer olay da Avrupa’ya sömürgelerden gelen sel gibi gümüştü. Osmanlı da bu bolluktan yararlanmak için ülkeye her türlü paranın gelişini serbest bırakmıştı. Avrupa’dan gelen gümüş kalpli paranın iç piyasayı doldurması ile değeri daha yüksek olan akça kullanılmamaya başlandı. Bunu fark eden maliye de sürekli akçanın gümüş ayarını düşürdü. Bu durumda enflasyonu körükledi.

timarli-sipahiler_Enflasyonun giderek artmasına karşın tımarları aynı oranda arttırılmayan sipahiler zamanla zararlarını gidermek için kanunsuz işlere girişmişler ve halktan zorla para sızdırmaya başlamışlardır. İstanbul’da sık sık görülen kapıkulu sipahileri ve yeniçeri ayaklanmaları akçada yapılan bu değişimler ve geçim sıkıntısı ile doğrudan ilişkilidir.

  1. yüzyılda tımar sistemi tamamıyla çökmüş, yerini ücretli tüfekli askerler almıştı. Böylece toprağın işlemesiyle çalışan ve ürün ile ödeme yapılan vergi sistemi gitmiş yerine nakdi vergi sistemi gelmiştir. Osmanlı iç pazarında akçanın yerini İspanyol ve Hollanda paraları almıştır. Merkezi yapı giderek zayıflamış, 18.yy ile ayan(büyük toprak ağalığı) sistemi ve tam bir feodalleşme süreci başlamıştır…

(Kaynak: Devlet-i Aliyye Cilt-1, Halil İnalcık)

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir