Öteki 23 Nisan: “Bir çocuğun ölümü cennetin ölümüdür.”

“Bir çocuğun ölümü yalnızca kendi ölümü değildir, başka çocukların da ölümüdür. Onun ölümüne neden olanların çocuklarının da ölümüdür. Bir çocuğun ölümü ağırdır, uzundur, yazılması zordur. Bir çocuğun ölümü büyüktür ve çocuk ölür, ölümü büyür. Ölümün büyüdüğü bir yerde ise her şey küçülür, ülke de, cennet de, hayat da, gelecek de, düşler de. Büyükler mi? Onlar zaten küçüktür.

Bir çocuğun ölümü cennetin ölümüdür.

Saflığın, masumluğun, suçsuzluk ve günahsızlığın da cennet kavramıyla, düşüyle birlikte yok olduğunu acıyla ve yazıyla izliyoruz. Çocukluk her yazıyı sevindirir, herkesin yazısını güzelleştirir, harflerin birer lunapark giriş bileti kazanmış gibi kıpır kıpır olduğunu da görürsünüz o yazılarda, bazı sözcüklerin dönme dolabın tepesinde durmuş gibi aşağıdaki sözcüklere üstten baktığını da. Bazılarınınsa, harf olur, sözcük olur, cümle olur, virgül olur ve sanki bir atlıkarıncada dönmekten başlarının döndüğünü değil de, dünyayı onlar döndürüyormuş gibi başınızı döndürdüğünü duyarsınız.” (Haydar Ergülen, Cumhuriyet Gazetesi, 27 Ağustos 2012)

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın arifesinde olduğumuz şu günde Haydar Ergülen’in sözleri çok çarpıcı. Şimdi düşünüyorum da geçtiğimiz yirmi üç nisandan bu yirmi üç nisana kaç çocuk öldü ülkemizde? Kaç çocuk dönme dolapların, salıncakların, denizin ferahlığının keyfini çıkaramadı?

Yalnızca 2013 yılında Türkiye’de ölen çocuk sayısı 633. Yazıyla, altı yüz otuz üç çocuk, üstelik göz göre göre, üstelik ölümleri engellenebilecekken canlarını yitirdiler bu ülkede. Hem de dünyada yalnızca çocuklara ithaf edilen milli bir bayramın olduğu bu ülkede 633 cennet yok oldu bir daha geri gelmezcesine.. 633 fidan koparıldılar daha kök salamadan Anadolu’nun sert toprağından. Öyleye Anadolu bu, binlerce yıldır kanla sulanan bu topraklar kim bilir belki de cennetlerini yitireli yüzyıllar oldu.

Hafızamızı küçücük yokladığımızda kaybettiğimiz cennetleri bir bir hatırlayacağız ancak onların hiçbiri geri gelmeyecek. Yarın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlarken aşağıda ismi yazılı ya da değil ölen çocukları unutmayalım.

Berkin Elvan, polisin attığı gaz fişeği sonucunda 269 gün boyunca komada yaşama tutunmaya çalışan çocuk 15 yaşında ve 16 kilo olarak dünyaya veda etti.

Muharrem Taş, 3 yaşında hastalanan Muharrem Taş kar yüzünden yolları kapanan Çeli mezrasından yetkililerin yolları açmaması üzerine zamanında hastaneye yetiştirilemedi. Ölü bedenini bir çuvala koyan baba oğlunu köyüne sırtında taşıdı.

Salih Eroğlu, 17 yaşındaki tekstil işçisi Gaziantep’te çalıştığı konfeksiyon atölyesinde çıkan yangında can verdi.

Orhan Sürer, 13 yaşındaki inşaat işçisi Diyarbakır Bismil’de 7. kattan düşerek can verdi.

Gökhan Örüç, 17 yaşındaki inşaat işçisi Konya Selçuklu’da 11. kattan düşerek can verdi.

Eren Erenoğlu, 17 yaşındaki tabelacı İstanbul Esenyurt’ta çalıştığı firma TDS Reklam tarafından görevlendirildiği Özel Doğa Hastanesine tabela asarken yüksek gerilime kapılarak can verdi.

Emine Demirel, 13 yaşındaki tekstil işçisi İstanbul, Beyoğlu’da okuldan sonra 10 TL’ye çalıştığı atölyede serseri bir kurşunla can verdi.

Faruk Can Güvenç, 17 yaşındaki hayvancılık yapıp kasaplara et getiren çocuk, İzmir Kemalpaşa’da trafik kazasında can verdi.

Nazar Güvendiren, 9 yaşındaki işçi, İstanbul, Ümraniye’de ana caddede otomobillerin camını silerken TIR çarpması sonucu can verdi.

Sami Kozan, 13 yaşındaki metal işçisi Kahramanmaraş, Türkoğlu’da babasına ait demir doğrama atölyesinde TIR kasasına kaynak yaparken meydana gelen patlamada can verdi.

Ali Karkaş, 17 yaşındaki metal işçisi Manisa, Turgutlu Fatih Küçük Sanayi Sitesi’nde çıraklık yaptığı motosiklet tamircisinden öğle yemeği için eve dönerken otomobil çarpması sonucu can verdi.

Vefa Aydemir, 15 yaşındaki taşeron inşaat işçisi Erzurum, İspir’de HES inşaatında meydana gelen göçükte can verdi.

İlhan Yiğit, 17 yaşındaki metal işçisi Çorum’da bobinajcı dükkanında çalışırken tamir etmek için yükseğe bırakılan su motorunun üzerine düşmesi sonucu can verdi.

Bir utanç tablosu şeklinde devam eden listenin devamında şu isimler yer alıyor:

Faruk Dumlupınar, Mahir Aytaç, Ferhat İridağ, Gökhan Kayalıoğlu, Esma ve Şifa Bağcı, Abdülkerim Karadöl, Rabia ve Ayşe Cirik, İbrahim Yavuz, Giresun, Muratcan Turan, Deniz Esen, Ş.Ü., İbrahim Kara, Bayram Süzel, Sabri D., Mustafa Tomay, Hüseyin ve Yasin Çelik, Hüseyin Ceylan, Salih Dikici, Volkan Özpamuk, Ferdi Çakır, Yakup Kartal, Nezir Akgül, Ökkeş Gögebakan, Sabahattin Donat, Süleyman Kasar, Kübra Şenateş, Kader Yalçın, Oya Korkan, Süleyman Yörük, Aslı Oruç, Bayram Yıldız, Soner Karatut, Yonca Akkuş, Ferit Güler, Mustafa Demirray, Ahmet Yıldız, Serkan Altunay, Murat Güner, Fırat Sarıçam, Serdar Demir, Pınar Akbaş…

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir