Parayla Her şeyin Satın Alındığı Ülke!

2012 ABD yapımı bir belgesel. İsmi, ‘Neden Yoksulluk’. Orijinal adı “ 740 Park Caddesi” ve orada oturan milyarderler.

Temelde ise kapitalist sistemin politikacıları ve yasaları ele geçirme sürecini gözler önüne seriyor. 1970’lerde toplam gelirlerin %70’ine yakını elinde tutan ve orta sınıfının varlığıyla övünen bir sistemin, bugün nasıl da toplam nüfusun %1’lik kesiminin gelirin %90’ına hükmettiğini acılı bir fon müziği altında anlatıyor.

Odası kitaplarla dolu bir ekonomi profesörü herkesin anlayacağı dilden şunu söylüyor: “Amerika artık parayla her şeyin satın alınabileceği bir ülke oldu, politikacıların ve yasaların bile.”

Meşhur filozof ve yazar Ayn Rand’ın “vergisiz ve kuralsız, tamamen özelleştirilmiş devlet” kuramından hareketle, yoksulların ve alt seviye gelirlilerin ellerinden sosyal güvencelerin alınmasını savunan multi-milyarderler ve onların bağışlarıyla senatoya giren senatörler ve başkanlar.

Hemen her şeyin rekabet etmesi üzerine kurulu bu sistemin, insanlara aşıladığı en önemli değer ‘hırslı olmak’. Yanındakini geçmek, ama üstüne basarak ama ezerek ama yok ederek! Önemli olan geçmek!

Okulda daha fazla not alarak, sınavda daha fazla net yaparak, iş yerinde daha fazla ürün satarak, daha lüks evlerde oturarak, daha çok para kazanarak, daha ve daha ve daha…

Ahlaki değerlerin pek bir önemi yok, çünkü karın doyurmuyor. Dürüstlük, ezilenin yanında olmak ve kol kanat germek lüzumsuz, çünkü taksitleri karşılamıyor. Faturaları yaptığınız iyiliklerle ödeyemiyorsunuz.

Fırsatlar ülkesi, özgürlükler diyarı Amerikan rüyasının orta ve alt sınıflar için çöküşü! Ve parayla tüm sistemi ellerinde tutan bir avuç insan. Lobi faaliyetleri yapan bir uzman şöyle diyor; “ bu ülkede yaslar halkın taleplerine göre değil, para sahiplerinin bağışlarına göre yapılır.”

Ne kadar tanıdık değil mi? Anlatılanları göz önüne alın, hırs ve bencillikle metropollerde dört duvar arasına sıkışmış insanlarımızı göz önüne alın, normal yollarla bırakın alınmayı, hayali bile kurulamayacak eşyalarla gözlerinizin önünde arzı endam eyleyen insanları düşünün, emlak pazarlayan şirketlerin reklamlarıyla dolu gazete ve televizyonları ekleyin, kapı komşunuzun yüzünü en son en zaman gördüğünüzü hatırlayın…

Ne diyordu bir zamanlar bir devlet büyüğümüz; “burası, yakında küçük bir Amerika olacak.” Keşke yaşasa da bu güzel benzerliklerle dolu günleri görseydi! Yaşasa da oluşmasında katkı sunduğu bu mükemmel proje için guru duysaydı!

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir