Perşembeleri Çok Severim

persembeleri-cok-severim

Sizin en sevdiğiniz gün hangisi? Tibet’in perşembe. Çünkü perşembe günleri Tibet’in okulunun yemekhanesinde döner çıkıyor. Aynı zamanda Tibet, hayatının dönüm noktası olan okulun rehber öğretmeni Eda Hanım’la görüşmesi perşembe günü gerçekleşiyor.

“O perşembe… yazar olduğum gün. Odaya girmeden önce zavallı, şişko bir çocuktum, odanın kapısından dışarı çıktığımda bir yazardım. (Şişko bir yazar, ne yazık ki!) Bir öğretmenin bir günde yazar yaptığı biri.”

Tibet tombul, tombul olduğu için sessiz, sakin ve arkadaşı olmayan ve bir sürü derdi olup bu dertleri kimseyle paylaşamayan bir çocuktur. Eda Öğretmen işte bu problemleri çözmek için Tibet’le ilk görüşmesini yapar. Çözüm mektup yazmaktır. Eda Öğretmen, Tibet’ten köpeği Değerli’ye mektup yazmasını ister. Daha sonra Eda Öğretmen de kendi kedilerine mektup yazar ve mektuplar birbirlerine verilir. Bu mektuplaşma sürecinde Tibet’in problemleri yavaş yavaş çözülmeye başlar. Ne mi olur?

Tibet, kendisini yazar gibi hissetmeye başlar.

Tibet, kendine bir arkadaş edinir.

Tibet, babası ile daha iyi vakit geçirir.

Tibet, annesi ile daha iyi vakit geçirir.

Tibet, yürüyüşe çıkar ve yavaş yavaş kilolarını verir.

Tibet, babasını kaybetme korkusunu yener.

Tibet, sünnet korkusunu yener.

“Perşembeleri Çok Severim” kitabı Hacer Kılcıoğlu’nun ilk çocuk kitabı ve iyi ki de bu kitabı yazmış. Bu kitabı çocuklardan ziyade büyükler yani ebeveyn ve öğretmenler okumalıdır. Çünkü bu kitap arkadaşlarıyla, öğretmenleriyle ve ailesiyle sağlıklı iletişim kuramayan çocuklar için bir çıkış yolu ortaya koyuyor. Bu çıkış yolunu zenginleştirerek ya da kendinize yeni yollar çizerek öğrencilerinize, çocuklarınıza uygulayabilirsiniz. Unutmamak gerekir ki çocuklarınızın dertleri sizin için küçük veya önemsiz gelse de o dertler çocuklar için önemlidir. Çocukla sağlıklı iletişim kurabilirseniz bu problemleri rahatlıkla aşabilirsiniz.

Kitabımızda Tibet’le sağlıklı iletişim yolunu aşan kişi okulun rehber öğretmeni Eda Hanım’dır. Öğretmenin yol gösteren bir rehber olarak gösterilmesi beni ayrıca sevindiren bir durum oldu. Nitelikli öğretmenlerin çocukların hayatında nelere vesile olacağını bu kitapla tekrar hatırlamış olduk.

Hacer Kılcıoğlu’nun ‘duygu ve mizah yüklü bu romanı’nı ilk önce büyüklere, öğrencilerden ise 4 ve 5. sınıftaki çocuklara ve okuma alışkanlığı iyi olmayan 6. sınıf çocuklarına okutabiliriz.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir