“Proteus Projesi” ve Gelecek Senaryoları

2000 yılında Amerikan devleti sponsorluğunda “Proteus Projesi” adı verilen bir çalışma düzenlenir. Ülkenin önemli fizikçileri, mühendisleri, füturistleri,  iktisatçıları, bilim-kurgu yazarları, şairlerine kadar 60 katılımcı bu projede yer alırlar. Projenin amacı, 2020’de dünyanın nasıl bir yer olacağına ilişkin farklı senaryolar oluşturmak ve bu senaryolar ışığında Amerikan devletinin karşılaşacağı tehditlerin nasıl bertaraf edilebileceğidir.

Sonuçta senaryolar oluşturulur ve beş farklı senaryo ayrıntılı bir şekilde ortaya konulur. Bu farklı senaryoların bir tanesi “Savaşkan Cennet” senaryosudur. Buna göre, Dünya kaynakları hızla azalmaktadır. Afrika’da yaşayan hayvanların nerdeyse tamamı ve denizlerdeki balıklar büyük oranda tükenmiş durumdadır. Güney Afrika Cumhuriyeti, Hindistan, Çin, Endonezya ve beraberindeki diğer ülkeler bir blok oluşturarak adeta bir suç karteli şeklinde hareket ediyorlar. Temel hedefleri bir kaos oluşturmak ve bundan yaralanmak. Buna karşılık ABD, Kanada, Avustralya, İngiltere, Japonya ve Güney Kore devletleri birleşerek bu ittifaka karşı koymaya çalışıyorlar. Dünya bu iki kutup arasında güç dengesinde savrulmaktadır.

Diğer senaryo ise “İçimdeki Düşman” Senaryosu: ABD hızlı bir şekilde dağılma sürecine giriyor. Ekonomik belirsizlikler, etnik ayrışmalar, politik bölünmelerle birleşerek ülke hızla şiddet sarmalına sürükleniyor. Parçalanan ülkede kurulan koalisyonlar güvenliği sağlamda bile yetersiz kalıyor ve yok olmaya kadar varacak bir sonun başlangıcı oluşuyor.

Diğer bir senaryo ise, “Yanki Evine Dön”.  Yaşanan ağır bir ekonomik kriz sonrası ABD dünyadan izole olmuş ve kendi kıtasına çekilmiş durumda. Terör, bölgesel savaşlar ve küresel istikrarsızlık hat safhada. Dünya el değiştiren güç dengeleri altında sürekli bir istikrarsızlık okyanusu içinde kaosa doğru sürükleniyor.

Senaryoların genel detaylarına baktığımızda tüm senaryolarda ABD’nin tam bir gerileme dönemi yaşayacağı vurgusu hakim. 2000’li yıllardan yapılan yakın gelecek senaryolarında özellikle Kuzey Afrika’da yaşanan gelişmelerin, yıkılan ülkelerin, dağılan devletlerin öngörülüp görülmediğini kestirmemiz zor. Ancak devlet aklının sürekli bir gelecek tasavvuru içinde olduğunu ve bu yaparken de toplumun her kesiminden faydalandıklarını rahatça görebiliyoruz.

Ortak aklın çizdiği ve bilimin öncülük ettiği bu tür çalışmalar bizde de yapılır mı bilemeyiz ancak bildiğimiz bir şey var: Böyle bir gelecek senaryosu çalışması yapılsa, davet edilecek isimler alanında uzman kişilerden değil yalamada uzman kişilerden seçilirdi. Çalışma sonrasında da olası felaket senaryoları üreten kişiler en süt düzeyden hükümeti yıpratmaya çalışmak suçuyla medya önünde azarlanır ve felaket lobisi adına çalışmak suçlamasıyla ekranlarda linç edilirdi.

Sanırım büyük devlet olmak ya da kurulacak yeni dünya düzeninde kurucu rolü oynamak isteyen tüm devletler bu tür çalışmaları yapıyorlar. Küçük bir örnekle konuyu sonlandırsak eğer; Mısır-Tunus-Libya-Ukrayna gibi parçalanan ve istikrarsızlığa sürüklenen devletlerin bu hale gelmesinde dış güçler etkili miydi? elbette soruya ne evet ne de hayır diyebiliriz. Ancak kesin emin olduğumuz şey, bu devletler yıkılma ve parçalanma süreçlerine girdiklerinde küresel oyun kurucular oluşan yeni düzenin nasıl olması gerektiğine dair senaryolarını çoktan kurmuşlardı. Yani yıkımda olmasalar bile yeni yapımda söz sahibiydiler. Zamana ve çıkarlarına göre rol değiştirdiler. Ne tamamen dost ne de düşman oldular. Ve sonuçta küresel oyun kurucular ile küresel oyun kurucuların oyuncuları kendilerini bu şekilde belli ettiler.

“Biz hangi guruptayız” diye sormaya bile gerek yok! İnternete düşen ses kayıtlarına bakmamız yeter!

Belki bunları da beğenirsin...

Bu yazıya toplam 2 tane yorum yapılmış.

  1. S. Canan OMURA diyor ki:

    İyi çalışmalar dilerim, siz proje dosyaları mı alıyorsunuz?

  2. Serkan Çetin diyor ki:

    Proje dosyaları derken tam olarak neyi kastettiğinizi anlayamadım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir