Pulliam Davası ve Basın Özgürlüğü

Tarihler 29 Temmuz 1959’u gösterdiğinde yani bundan tam 54 yıl önce bugün Vatan gazetesi sahibi ve başyazarı Ahmet Emin Yalman 1 yıl 3 ay hapis cezası alır. Emin olun ki sadece gazetecilik yaptığı için ceza alır. Hani bazı ileri gelenlerimizin, gazetecilerin içeri girmesi ile ilgili söylediği gibi, “Onlar gazetecilik mesleğinden içeri girmediler.” safsatası bu olayda geçerli değildir. Sadece Ahmet Emin Yalman değil başka gazeteciler de ceza almıştır. Bunun yanında çeşitli gazete ve dergiler de ceza almıştır:

Ortadoğu coğrafyası her zaman karışıktır ve bu coğrafya kanla yıkanmıştır her dem. Ellili yılların ortalarında Irak’ta darbe olmuş ve Lübnan’da iç savaş vardır. İşte bu olaylar devam ederken 1958 yılının ortalarında Ortadoğu ile ilgili bir yazı dizisi hazırlamak isteyen Amerika’daki üç gazetenin sahibi ve başyazarı olan Eugene Pulliam, bu yazı dizisine ABD’nin her daim müttefiki(!) olan Türkiye ile ilgili bir yazı yazarak başlamak istemiştir.

Eugene Pulliam eşiyle geldiği İstanbul’da birkaç gün gezdikten sonra Ankara’ya gidip Başbakan Adnan Menderes’le görüşmeyi planlamıştır. Çeşitli telefon görüşmelerinden sonra başbakanın İstanbul’da olduğunu öğrenir. Başbakanın İstanbul’da olduğuna sevinen Pulliam’a, görüşmede ertesi gün aranacağı da bildirilir. Ertesi gün olur ama kimse Pulliam’ı aramaz. Pulliam aranma ihtimaline karşı üç gün otelden dışarı çıkmaz. Dördüncü gün tekrar aradığında sitem dolu sözler söyler. Bir süre sonra bizzat Basın Yayın Bakanı Pulliam’ı arar ve bakan, “Sayın Başbakanımız vapurla İzmir’e gidecek. Siz de gelirseniz hem başbakanla bol bol görüşür hem de güzel bir seyahat yaparsınız.” der. Teklifi kabul eden Pulliam, yirmi dört saatlik yolculuk boyunca başbakanı göremez. İzmir Limanı’na indiklerinde Pulliam, başbakanın yanına gittiğinde Başbakan Menderes, onun vapurda olduğunu bilmediğiyle ilgili bir iki söz söyler. Bu olayı yakından takip eden Ahmet Emin Yalman olacakları engellemek için iki başyazı yazar ama olacakların önüne geçemez.

Eugene Pulliam, Amerika’ya döndükten sonra kuvvetle muhtemel yaşadıklarının da etkisiyle Başbakan Adnan Menderes’i eleştiren çok sert bir yazı yazar. Bu yazı Amerika’da 72 gazetede yayımlanır. “On İkiye Çeyrek Var” adlı yazı burada da Dünya, Ulus, Kervan ve Vatan gazetelerinde; Kim ve Akis dergilerinde yayımlanır. Bundan sonra olan olur işte. Bu yazıları gören Sayın Menderes, savcılara bu yazılarla ilgili kovuşturma izni verir. Dünya gazetesi ile ilişkilerinin iyi olduğunu bilen Sayın Menderes, bu gazete ile ilgili şikayetini geri alır ama diğer gazeteler yargılanır. Kim ve Akis dergisi kapatılır.

Türkiye’de basın hiçbir zaman özgür olmamıştır. Gazeteciler, gazetecilik mesleğini yapsalar dahi muktedirin hoşuna gitmeyen, onların damarına basan yayınlar yaptığında çeşitli şekilde cezalandırılırlar. Muktedirler, ne kadar onlar gazetecilik mesleği ile ilgili değil deseler de herkes biliyor ki birçok kişi yazdıklarından dolayı çeşitli şekilde cezalandırılmışlardır. Acı ama gerçek.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir