Savaşa Gidemeyecek Kadar Cesur Olmayanların Kitabı: “Taşıdıkları Şeyler”

taşıdıkları şeyler” Haziran 1968’de Macalester Koleji’nden mezun olduktan sonra, nefret ettiğim bir savaşa katılmak üzere askere çağrıldım. Yirmi bir yaşındaydım. Vietnam savaşı yanlış geliyordu bana, iç savaş mıydı? Ulusal özgürlük savaşı mıydı? Yoksa tecavüz müydü?… Tonkin Körfezi’nde o gecede Birleşik Devletler Donanmasına ait Maddox muhribine ne olmuştu gerçekte? Ho Şi Min bir komumizm kuklası mıydı, yoksa bir halk kahramanı mı?…

İzcilikten nefret ederdim. Kamp yapmaktan nefret ederdim. Çamurdan ve çadırdan ve sivrisineklerden nefret ederdim. kan gördüğümde midem bulanırdı, otoriteye tahammül edemezdim ve tüfeği sapandan ayırt edemezdim. Yeni bedenlere ihtiyaç duyuyorlarsa neden savaş meraklılarından almıyorlardı? Johnson’un kızlarını ya da Westmoreland’ın o güzelim ailesini- yeğenlerini- torunlarını?…”

Yukarıdaki satırlar, ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap arasına girmeyi başarmış bir esere ait: “Taşıdıkları Şeyler”.

Kitap gerçeklik üzerine kurgulanmış, saf gerçeklik! Amerikan askerlerinin Vietnam’a giderken içlerinde bulundukları psikoloji, savaş karşıtlarının üzerlerindeki çevre baskısı, savaşın gerçek yüzü en yalın haliyle karşımızda.

Yazar Tim O’brien, savaşa katılmış ve başından geçen olayları o kadar içten anlatmış ki kitabın arka yüzünde yazdığı gibi okurken; süründükleri tarlaları, bubi tuzağına basıp paramparça olan arkadaşlarının iç organlarını, giderek acımasızlaşan zihinlerini, sıcağı, sivrisinekleri, helikopter gürültülerini, napalm sonrası kızıla dönen ormanları kısaca her şeyi zihninizde birebir canlandırabiliyorsunuz.

Kitap 220 sayfa, yani anlamsız betimlemeler ya da Amerikan haklılığı üzerine kurulmamış aksine kimin için ve neden ölünmek zorunda olduğunu sorgulayan şekilde kaleme alınmış. Savaş karşıtlığından ziyade savaşın tüm renklerini görebileceğiniz bir eser.

Son olarak 21 yaşında genç bir adamın Harvard’a kabul edilmiş ve geleceği parlak bir savaş karşıtı Amerikalı bir gencin şu çarpıcı tespitleriyle bitirelim kitap özetini: ” Savaşa gidecek, öldürecek belki de ölecektim, çünkü savaşa gidemeyecek kadar cesur değildim!”

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir