Seçim Falan Hikaye

7 Haziran genel seçimleri yapıldı. Seçim sonrası ortaya çıkan tabloyu masaya yatırdığımızda rahatlıkla ortada bir belirsizlik olduğunu söyleyebiliriz. Kimin eli kimin cebinde belli değil. İktidar çevreleri ilk süreçte koalisyonu öcü olarak göstermekten şimdi her türlü koalisyona açığız noktasına geldiler. Muhalefet ise geniş bir çevre olduğu için her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Kimisi iktidar ile koalisyona yeşil ışık yakarken kimisi ise muhalefet partilerinin bir araya gelip hükümeti kurması gerektiğini düşünüyor. Tabi Beştepe’yi de bu süreçte hiçbir zaman akıldan çıkarmamak gerekir.

Ankara’nın bu flu ortamında hangi nikah kıyılır biz bilemeyiz ama Michael Moore’un “Ahbap, Memleketim Nerede?” kitabında seçimler -ABD seçimleri tabi bu seçimler- ile ilgili neler demiş bir kulak verelim isterseniz:

“Zenginler için, sizin hayatınız, seçim zamanı geldiğinde, kampanyasına para yatırdıkları adayın kazanması için vereceğiniz oya ihtiyaçları olduğundan bir değer taşır. Bu işi kendi başlarına yapamazlar. Allah’ın cezası sistemimiz ülkeyi idare edecek olanların halkın arzusu doğrultusunda seçilmelerini öngörüyor, ‘halkın’ yüzde 1’ini temsil eden onlar için bu kokuşmuş bir sistemdir. Zenginler istedikleri adaya yeteri kadar oy sağlayamazsa, onlar için vergi indirimi olmaz. İşte bu yüzden demokrasiden nefret ederler ya: Küçücük bir azınlık olmaları dolayısıyla dezavantajlı bir duruma düşerler. Oyuna devam etmek için enayilere veya halkın yüzde 50’sini satın almaya ihtiyaçları vardır. Bu o kadar kolay iş değildir. En kolay yanı politikacıları satın almaktır. Önce kampanya bağışları, sonra koltuğa oturunca özel hediyeler, ikramiyeler, görevi bıraktıktan sonra da dolgun maaşlı danışmanlık işleri. Sizin tuttuğunuz adayın daima kazanmasından emin olmanın en iyi yolu iki partiye de para vermektir, hemen hemen bütün şirketler böyle yapar.

Seçmenlerin çoğunluğunu zengin adamların adayına (ya da adaylarına) oy vermeleri için kandırmak biraz daha zordur, fakat bu zorluğun altından kalktıklarını ispat etmişlerdir. Medya sizin sözlerinizi gerçekmiş gibi durmadan ve hiç soru sormadan tekrar eder, bir metot budur. Ayrıca insanları korkutmanın da iyi işe yaradığını gördük. Sonra din de öyle. Zenginlerin piyade hizmeti görecek Amerikan muhafazakarı, sağcı ve Hristiyan koalisyonu tiplerinden oluşan esaslı bir ordusu vardır. Bu tuhaf bir beraberliktir, çünkü zenginler ne muhafazakardır, ne liberaldir, ne sağcıdır, ne solcu, hatta ne mu’tekid (dindar) Hristiyan’dırlar, ne de Musevi. Onların gerçek politik partileri “hırs” adını taşır, dinleri de “kapitalizm”. Fakat milyonlarca fakir beyazı, yine milyonlarca orta sınıfı halkı seçim sandığının başında, seçildikleri vakit bu fakir orta sınıf halkın canına okumaktan başka bir şey yapmayacak adaylar için oy verirken gördüklerinde tarif edilmeyecek kadar mutlu olurlar.”

Gökten üç elma düştü; biri bana, biri sana, biri de tüm insanlara…

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir