Selvi Ne Konuşuyor?

Dün akşam yazmalıydım aslında bu yazıyı ama dün akşam yoğun olduğum için yazamadım. Önceki akşam “Tarafsız Bölge” programında milletvekilleri ve gazeteciler konuktu. Programın bir konuğu da Yeni Şafak gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi’ydi. Program gayet düzeyli giderken Selvi konuştuktan sonra ortam hareketlenmeye ve programın düzeyi düşmeye başladı. Bunlara alışık olduğumuz için bunun üzerinde durmaya gerek yok. Yalnız Abdülkadir Selvi’nin son sözlerini söyledikten sonra kurduğu cümleler onun ne olduğunu tekrar gözler önüne serdi.

Selvi, program biterken onuru olmayan insanların asla anlamayacağı bir şekilde onuru için yaşamına son veren Yarbay Ali Tatar hakkında “Ali Tatar, Ali Tatar diyorlar!” dedi. Üslubuna baktığımızda küçük düşürücü bir üslup vardı. Kendileri her dem Müslümanlıktan ahkam kesem bu insanlar daha ölülerin arkasından konuşulmayacağını bilmiyor. Bir hadis-i şerifte “Ölüleriniz hakkında kötü konuşmayın, sonra dirileri üzersiniz.” denmiştir. Dinimizce ölen kimselerin ardından konuşmak haram kılınmış, gıybetten sayılmıştır. Yine bir hadis-i şerifte “Ölülerinizin güzel hallerini anınız, anlatınız, kötülüklerini söylemekten çekininiz.” denmiştir. İşte bu hadis-i şerifler gün gibi ortadayken hala bu insanların böyle konuşmaları ne Müslümanlıkla ne de insanlıkla bağdaşır.

“Ayılanlar bayılanlar, merdivenden kayanlar, yurt içinde ya da yurt dışında kalbi sıkışanlar, mermiye kafa atanlar… Efendiler, hesabı ödemeden nereye?” diyen onursuz, satılık kalemlerle senin ne farkın kaldı? Gazeteciliğini her gün, her an birilerinin söylemlerini açıklamakla, onların söylemlerini kılıfına uydurmakla yapan sizlere acıyorum.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir