Sevr’den Montrö’ye: Boğazlar Meselesi-2

Daha önce Osmanlı-Rus ilişkileri çerçevesinde boğazlar meselesine giriş yapmıştık. Şimdi daha yakın tarihlerle birlikte boğazların hukuki durumunu kısaca özetleyelim:

1920 yılının Ağustos ayında imzalanan ve Osmanlı’nın ölüm fermanı olarak nitelenen Sevr Barış Antlaşması her konuda olduğu gibi boğazlar konusunda da aleyhte pek çok şart içeriyordu. İlgili maddelerine göre, bayrak farkı gözetmeksizin, Boğazlardan savaş ve ticaret gemilerinin serbestçe geçiş yapabilmeleri kararlaştırılmış ve hukuken de milletlerarası bir nitelik kazandırılmıştı. İngiltere, Fransa ve İtalya’nın asker bulundurabileceği Boğazların her iki yakası da silahsızlandırılmıştı. Türk hâkimiyetini tamamen ortadan kaldıran bu anlaşmanın dönemin hükümeti tarafından imzalanmış olduğunu ve fakat İstiklal Savaşı süreciyle geçersiz sayıldığı gerçeğini de bir kez daha vurgulamak gerekir.

lozan-baris-antlasmasiiİstiklal harbi sonrası yeni kurulan devletin doğum ve bağımsızlık belgesi olan Lozan Barış Antlaşması’nda ise Boğazlar meselesi şöyledir: boğazlardan ticari geçişler serbest bırakılmıştır. Ancak Boğazların her iki yakasının silahlardan arındırılması ve güvenliğini de başında bir Türk yetkilinin olacağı uluslar arası bir komisyon kurulması kararlaştırılmıştır.

İlerleyen yıllarda Almanya’nı giderek silahlanmayı arttırması ve sıcak çatışma tehlikesine karşı dönemim dış işleri bakanı Tevfik Rüştü Aras’ın teklifiyle boğazlar meselesi tekrar gündeme getirilmiştir. Sözleşmede imzası bulunan devletlerin katılımıyla gerçekleşen Monteux(Montrö) Sözleşmesi ile Boğazlar meselesi şu şekilde son halini almıştır:

  • Türkiye’nin taraf olduğu savaş hali hariç, Boğazlardan ticari gemilerin geçişi serbest olacaktır,
  • Taraf olunan bir savaş esnasında tarafsız ülkelerin ticari gemileri serbestçe geçecektir,
  • Barış zamanında savaş gemilerinin geçişi Türkiye’ye ayrıntılı bir bildirim bulundurulması halinde izin verilmiştir.( 21 günden fazla Karadeniz’de kalamazlar ve belirli tonajı geçemezler)
  • Karadeniz’e kıyısı olan devletlerin uçak gemileri ve denizaltıları için izin ve süre kısıtlaması olmayacaktır,
  • Savaş zamanında ise savaş gemilerinin geçişiyle ilgili kararı tam bağımsız olarak ülkemiz verebilecektir…

boğazda rus gemisiBugünlerde Rus gemilerinin geçişiyle ilgili olarak Montrö’nün yeniden tartışılması gerektiğine dair yapılan açıklamalar, Akdeniz gibi Karadeniz’in de savaş gemileriyle dolmasına ve etrafımızın tamamen NATO-Rus ateş çemberiyle sarılmasına neden olacaktır. Her ne kadar sırtımızı NATO’ya dayayıp savaş gemileriyle ilgili olarak Montrö’yü değiştirmek isteyenler olsa da NATO genel sekreterinin Suriye ve Irak’ta yaşananlar için söylediği şu sözleri en sağır kulakların bile duymazlıktan gelemeyeceği sözler olmalıdır:

“Bölgedeki mevcut savaşın Batı ile İslam dünyası arasında değil, aşırıcılık ve terörizme karşı verilen bir mücadele olduğunu söyleyen Stoltenberg, “Müslümanlar bu savaşın ön cephesinde. Kurbanların çoğu Müslüman ve IŞİD’e karşı savaşanların çoğu da Müslüman. Bu mücadeleyi onlar için biz yürütemeyiz”

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir