Sınırları Zorlamak: Everest

Darwin düşüncelerini ortaya koyarken kendinden sonraki kuşakları bu kadar çok etkileyeceğini biliyor muydu, bilinmez ama bilinen bir şey var ki o da Darwin’in ortaya koyduğu görüşlerinin birçoğu onun ne kadar haklı olduğunu ortaya koyuyor. Aslında Everest filmi hakkında bir şeyler yazmak için oturdum bilgisayarın başına ancak Everest Dağı’na tırmanış ruhunun temellerinde yatan “Darwinizm”i görmezden de gelemedim.

Darwin türlerin sürekli rekabet içinde olduğunu dile getirir. Bu rekabet farklı türler arasında olacağı gibi aynı türler arasında da pek tabi olabilir. Bu rekabetin ortaya çıkışının temel nedeni ise “kimin daha güçlü olduğu” sorunsalına bir çözüm ortaya koymaktır. Bu bağlamda insanoğlunun rekabet içinde olmadığını kim söyleyebilir? Toplu ulaşım araçlarında bir koltuğa oturabilmek ortaya çıkan rekabetten tutun da bir işletmedeki bireylerin daha üst noktaya ulaşmak için ortaya koydukları rekabete kadar birey hem kendisiyle hem de çevresiyle bir çatışma ve rekabet etme çabası içindedir.

Kendini güçlü olarak ortaya koymaya çalışan birey “daha ulaşılmaz, daha zor, imkansızı başaracak vb…” onlarca edinim için kendini ortaya koyar. Tam da bu noktada yazımızı artık filme bağlayabiliriz. Everest… 8848 metre yüksekliği ile troposferin üçte ikisini geçen Everest hep daha zoru hedefleyenlerin dağı… İnsanın içindeki rekabetçi yanın zirvede taçlanacağı noktalardan biri Everest… Güçlü olduğunu kanıtlamanın yollarından biri Everest… Öyle ki Tibet dilinde Çomolungma Nepal dilinde ise Çonnolugma Sagramata adını yüzyıllardır taşıyan dağ dönemin güçlü devleti olan İngiltere tarafından Everest adıyla dünyaya tanıtılmıştır.

everest (1)Tırmanışa giden her on kişiden birinin yaşamını yitirdiği Everest Dağı ne yazık ki dağcı dayanışmasının kapitalizme yenik düştüğü yerlerden biri… Zirveye ulaşabilmek için on binlerce dolar ödeyen “dağcı müşteriler” zirve yolunda ya da iniş yolunda kendilerinden başkasını görmüyor görmezden geliyor. 15 Mayıs 2006’da 8500 metre yükseklikte tek başına yaşamını yitiren İngiliz dağcı David Sharp göz göre göre ölüme terk edilmiştir. Yanından geçen ekipler tarafından hiçbir yardım verilmeyen dağcı Everst’in ticari dağcılarının bencilliğine kurban gitmiştir…

Artık film hakkında da birkaç kelam etmenin sırasıdır sanırım. Öncelikle söylemeliyim ki her ne kadar bir felaket filmi olsa da öyle Hollywood’un alışılagelmiş felaket senaryolarından biri değil Everest. Oldukça içten bir anlatıma sahip olan film gerçek bir öyküye dayanıyor. Yukarıda anlattığım ticari dağcıların tersine dağcılık ruhuna sahip bir dağcının öyküsünü anlatıyor. Zirve yapmak için birleşen iki farklı grubun dönüş yolunda fırtınaya yakalanmaları ve yaşam mücadelesi vermeleri konu edinen filmin en güzel yanlarından biri de gerçek mekanların izleyiciyle buluşturulması olmuş.

Filmin yönetmenliğini yapan Baltasar Kormákur Everest Dağı’nın görsel güzelliğini sinematografik bir şekilde izleyiciyle buluşturmayı başarıyor.

İyi seyirler dilerim.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir