Sıradan İnsanlar

İnsanın kılcal damarlarına kadar işleyen bir soğuk. Vücudun her santimetrekaresinden fırlayan titreme dalgaları, televizyonlarda vekillerin +18’lik yasa çalışmaları, sızdırılan belgelerle olacakları önceden sezen kâhin gazeteciler, Güneydoğu’ya atfedilen özerklik tartışmaları, dillerden düşmeyen Kuzey Kürdistan alıştırmaları, hapisten çıkıp meclise giren vekiller ve biten koca bir yıl…

Medyanın iyi camia-kötü cemaat oyunları, İstanbul’da kabul edilen gezi davası ve paketler içine gizlenen sıkıyönetim yasaları, yazı yazarken “biraz fazla oldu galiba” deyip satır karalayan insanlar!

Sıradan insanlar, verilen mesajı hönk! diye içine çeken, sıradan insanlar. “En tepedekilere bunlar yapılıyorsa size neler yaparız kim bilir”i, yapacağı ve yazacağı her neyse ondan önceye mıh gibi çakan sıradan insanlar.

Kendi başlarına iş gelmeden önce susan, ses çıkarmayan, kabuğuna çekilen, kafasını kuma gömen insanlar. Ama arada sırada Alman Papaz Niemöller’in şiirini hatırlayan insanlar;

“Önce Yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım

 –Çünkü ben Yahudi değildim.

Sonra komünistler için geldiler, sesimi çıkarmadım

– Çünkü ben komünist değildim.

Sonra sendikacılar için geldiler, sesimi çıkarmadım

– Çünkü ben sendikacı değildim.

Sonra benim için geldiler;

Ve artık ses çıkaracak kimse kalmamıştı…”

Düşünmemek için kendini kitaplara- filmlere, dizilere, yarışmalara gömen, önceliklerini zihinlerine çakılan mesajlara göre ayarlayan, isyanını içine gömüp ömür defterine bir çizik daha atan insanlar… Bizim gibi sıradan insanlar, işinde, gücünde sıradan …

Huzurun bir kelebek ömrü kadar kısa ya da bir sabah üstü rüyası kadar hercai olduğu bu iklimde, yüzüne taktığı maskelerle huzurlu görünmeye çalışan bizim gibi işinde, gücünde, sıradan insanlar…

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir