Aslın Neyse Yansıman da Odur!

Google translate ile “slapstick” kelimesini çevirdiğimizde karşımıza ‘şakşak’ kelimesi çıkıyor. Terim olarak ise ABD’de 1920’li yıllardan sonra ortaya çıkan komedi film modeli.

Sinema dilinde, birinin suratına aniden vurmak, duvara çarpıp delik açmak gibi abartılı kavgalar ve en nihayetinde seyircilerin bu gürültü kıyamette eğlenmesi ve gülmesi ile sonuçlanan abartılı komedi filmleri olarak biliniyor. Önde gelen temsilcileri: Laurel&Hardy, Charlie Chaplin gibi sinema ustalarıdır.

Birkaç sözcükten oluşan anlamsız diyaloglar, splastick senaryolar ile süslenen bu türün nobranlığına, sinemanın henüz ilk zamanlarında olması, ses ve görüntü teknolojisinin gelişmemiş olması gibi açıklamalar yapılabilir elbette. Zaten konumuz da sinema değil başlıktaki gibi politika!

1920’li yılların splastick sineması artık form değiştirerek politikamıza sirayet etmiş durumda. Fikirlerden çok bağırtı ve gürlemelerin ön planda olduğu, balkonlardan kopan holiganvari tezahüratların altında renkten renge giren liderlerin birbirlerine laf sokup çıkarttıkları, çölde kutup ayılarına yakalanan bahtsız bedeviler ve işini yapıp gerisine karışmayan horozlar gibi La Fontaine’i çıldırtacak +18’lik fabllarla dolu Salı konuşmalarıyla, tam bir “splastick politika” devrinde yaşıyoruz.

İçeriğinden çok sözcüklerin volüm derecesinin önemli olduğu,  Mükremin Çıtır kıvamında karşı tarafa sokuşturuverilen kallavi lafların revaçta olduğu bu dönem ileride bir çok sosyolojik tezin konusu olacaktır hiç şüphesiz.

Ancak bu tarzın, genelin özele yansıması olduğunu da unutmamak gerekir. Çektirdiği fotoğraflarda çirkin çıkmasının kabahatini objektiflerde bulanlarla, aynalara küsenlere söylenir ya hani: aslın neyse yansıman da odur, işte öyle bir şey…

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir