Struma Faciası

Günümüzden tam yetmiş iki yıl önce 24 Şubat 1942’de 103’ü çocuk 768 kişi Karadeniz’in soğuk sularında yaşam mücadelesi verdi Şile kıyılarında.

Nazi Almanya’sının faşist liderinin soykırıma varan düşüncelerinin başlarına gelmesinden korkan 790 yolcu kiraladıkları Struma adındaki 1830 model bir motora sahip 46 metrelik Panama bandıralı Bulgar gemisiyle Türk kara sularını geçerek Filistin’e kaçmayı planlamaktadırlar.

struma gemisi

12 Aralık 1941’de Köstence (Romanya) limanından yola çıkan gemi açık denizde arızalanır. Yolcular çaresizlik içinde topladıkları para ve mücevherler karşılığı başka bir geminin mürettebatına gemilerini onartırlar ancak gemi ikinci kez İstanbul, Sarayburnu açıklarında arızalanır.

İngilizler gemide Alman casuslarının bulunduğu ancak bu casusların adlarının belirlenemediği gerekçesiyle yolcuların karaya çıkmaması konusunda Türk hükümetine baskıda bulunur. Almanya’nın İstanbul büyükelçisi de gemide salgın hastalık bulunduğu gerekçesiyle gemidekilerin karaya çıkmaması gerektiğini dile getirir. Baskılar sonucu gemidekilerin karaya çıkmasına izin verilmediği gibi geminin ilerlemesine de izin verilmez. Almanya’nın müttefiki olan Romanya’da gemiyi geri kabul etmeyeceğini bildirir.

struma gemisi 1

Vehbi Koç’un aracılığıyla gemideki birkaç yolcunun karaya çıkmasına izin verilir. Gemiden çıkmasına izin verilen Martin Segal, Standard Oil Company of New York isimli bir Amerikan petrol şirketinin Romanya müdürüdür. Vehbi Koç ise aynı şirketin Türkiye temsilcisidir.

Dokuz hafta boyunca kıyıda demirli bir vaziyette bekleyen Struma’nın motoru tamir edilmek üzere sökülür. Bu süreç içerisinde Türk Yahudi topluluğu ile Kızılay gemideki insanlara yardım malzemesi tedarik eder. (İshak Alaton, Kızılay’ın yardımlarının göstermelik olduğunu asıl yardımın Türk Yahudi topluluğunca yapıldığını dile getirir.)
Dokuz haftalık süre boyunca gemideki insanların geleceğiyle ilgili yapılan görüşmelerden hiçbir sonuç çıkmaması üzerine Türk hükümeti motoru hala çalışmayan gemiyi 23 Şubat 1942’de Şile açıklarına çektirir. Gece boyunca sürüklenen gemi 24 şubat sabahı büyük bir patlamayla batırılır. Bilindiği kadarıyla patlamadan iki kişi sağ çıkar. Biri David Stoliar adlı 20 yaşında bir yolcu ve diğeri Ivanof Diko isimli ikinci kaptandır. Tutundukları kirişin üzerinde yaşam mücadelesi veren İkinci Kaptan Diko umudunu yitirir ve kendini akıntıya bırakarak yaşamına son verir. Bir süre sonra ölmek üzere olan Stoliar, Türk Kurtarma Kayığı tarafından kurtarılır.

struma-1

Geminin nasıl battığıysa yıllar sonra ortaya çıkar. 1960’larda Sovyet arşivlerinden çıkan belgeler sonucu geminin Sovyet denizaltısı Shch-213 tarafından bir torpidoyla batırıldığı anlaşılır. Nazi Almanyası’na stratejik malzeme akışını önlemek amacıyla Karadeniz’e giren tüm tarafsız ya da düşman gemilerini batırması yönündeki gizli talimatı yerine getiren Shch-213 bir önceki akşam (23 Şubat) Türk kargo gemisi Çankaya’yı da batırmıştır.

İshak Alaton’un Struma hakkında anlattıklarını aşağıdaki bağlantıdan dinleyebilirsiniz.

Belki bunları da beğenirsin...

1 Yorum

  1. ilhan Şentürk diyor ki:

    Sanırım Zülfü Livaneli’nin Seranat’ı bu olaydan esinlenerek yazılmış.
    Emeğine sağlık.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir