“Survivor” ve Komplo Teorileri

Charlie Parsonsİlk olarak 1992 yılında İngiliz televizyon yapımcısı Charlie Parsons tarafından oluşturulmuş. 2000 yılında son halini alan yarışma formatıyla birlikte dünyanın pek çok ülkesinde yayınlandı. Ülkemizde 2005 yılından bu yana kesintisiz olarak yayınlanan “Survivor” yarışmasının neden bu kadar tuttuğunu bazıları komplo teorileriyle bazıları ise yapımcısı Acun Ilıclalı’nın kıvrak zekâsına bağladı.

Wikipedia’nın ilgili maddesini incelediğimizde yarışmanın en fazla yayınlandığı ilk on ülke şöyle:

(http://tr.wikipedia.org/wiki/Survivor_%28yar%C4%B1%C5%9Fma%29)

1-  ABD-22 sezon                                                            6- Belçika-10 sezon

2- İsveç-13 sezon                                                           7- Hollanda-10 sezon

3- Norveç-12 sezon                                                       8- Türkiye- 9 sezon

4- Danimarka- 12 sezon                                               9- İtalya- 7sezon

5- İspanya-11 sezon                                                      10- Rusya – & sezon
 

İlk on ülkeye baktığımızda gelişmekte olup halkı yarışmalarla kültür erozyonuna uğratılacak bir hal ortada yok gibi duruyor. Öyle olsa İsveç, Norveç, Danimarka’nın ne işi var orda diye rahatça söylenebiliriz.

Bir başka önemli veri ise dünyadaki ve bizdeki izlenme oranları. İlk on ülkeyi verme sebebim izlenme oranları çok olduğu için tekrarı yapılan ülkeler olması. Tutmadığı için bir sezondan sonra yayınlamayan ülkeler de var. Mesela Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Japonya, Almanya.

Tüm dünyada yaklaşık 30’dan fazla ülkede çekilen bu yarışmanın insanlar üzerindeki etkisi ne olabilir, esas sorumuz bu! Eminim pek çok araştırma yapılmış ve sosyoloji ve psikoloji bölümleri bu konuyla ilgili tezler üretmişlerdir.

all styarGelelim son olarak bu yarışmadan neler çıkardığıma dair sıralayacağım birkaç maddeye:

1- Halk oylamasının kesinlikle doğru olduğunu düşünüyorum, çünkü kazanan hep vasat ama tribünlere oynayanlar oluyor. Birinci olmasalar bile kesinlikle hep ilk üçteler.

2- Aç insana her şeyi yaptırabileceğiniz apaçık ortaya konuluyor.

3- “Kendisine verilenle yetinmeyi” ya da fazlasını isteyenleri sindirmenin yolunu da gösteriyor yarışma. İnsanın elindekilerinin alındığında nasıl da tepkisizleştiğini, nasıl da susmak zorunda kaldığını, nasılda öğretilenleri söylemek için çırpındığını gösteriyor.

4- Her an ulaşılabilinecek bir şeyin, belirli bir süre aç kaldıktan sonra nasıl bir lütuf haline geldiğini de çarpıyor insanların yüzüne. Ve lütufta bulunanların nasıl da kıymetlendiğini…

5- Açlığın, insanların kişilik ve karakterlerinde nasıl tahribatlar yarattığını da görüyoruz. Hayatta kalma refleksiyle temel ihtiyaçları giderilmeyen bireylerin birbirlerine hangi seviyede muamele ettiklerine tanık oluyoruz. Nerelerde okumuş, nerelerde yaşamış olurlarsa olsunlar herksin “açlıkla” nasıl da muma çevrilebileceğini gayet net algılıyoruz.

6- Grup psikolojisinin nasıl da bireyselliği imha etmeye çalıştığını, sürüden ayrılmanın sonucunun nihai yalnızlık olduğunu da öğreniyoruz.

acunSonuç olarak bu yarışmanın pek çok komplo teorisinden öte gerçek anlamda psikolojik ve sosyolojik bir laboratuar olduğunu düşünüyorum. Telefonlara sarılıp aman şu gitmesin diye oy atacak kadar kendini kaptırmadan, mesafeli bir izlemenin de insan zihninde pek çok kapı açacağı kanaatindeyim. Son olarak bu yıl ki favorimi söyleyeyim:

Bu sene kesinlikle Acun kazanacak, her yıl olduğu gibi…

 

 

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir