Tarihin Affetmeyeceği İsimler: Kenan Evren

Ölüm ile öç alınmaz, der atalarımız. Birçok din ölen kişinin arkasından sevinen insanları ayıplar. Ancak bazı insanların ölümleri, yakınları dışında kimseyi üzmez. Çünkü bu insanların içi kötülükle doludur.

Kimi isimler vardır ki onların adları insanlık tarihinde iyi olarak hatırlanmaz… Mussolini, Hitler, Stalin, Videla ve Kenan Evren… Tarih bu isimleri unutmayacak çoğu kez onları diktatör olmakla suçlayacaktır…

“Bir Namazlık Saltanatın Kalacak / Taht Misali O Musalla Taşında” yazısında ve Kenan Evren Ölür… yazısında da bahsettiğimiz gibi yine iyi şeyler söyleyemeyeceğiz bu yazımızda…

Elbette bu halk tanıyor bu adamı ancak toplumsal hafızayı tazelemek adına kim olduğunu ve yaptıklarını bir kez daha hatırlamanın faydalı olacağını düşünüyorum. Elbette kayıtlara geçmiş olanlarıyla… Kim bilir geçmeyen neler neler vardır…

Kara Kuvvetleri Komutanı Namık Kemal Ersun’un 1 Haziran 1977′de, Kanlı 1 Mayıs’tan (1 Mayıs 1977) sonra darbe girişiminde bulunacağı iddiasıyla dönemin başbakanı Süleyman Demirel tarafından 200 asker ile birlikte resen emekliye sevkedilmesiyle Kenan Evren’e Genelkurmay Başkanlığı yolu açıldı. Gelecekteki Genelkurmay Başkanı olmasına kesin gözüyle bakılan Ersun’un emekliye ayrılması Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki dengelerin ve kıdem geleneğinin bir anda alt üst olmasına yol açtı ki Kenan Evren, beklenmedik biçimde 5 Eylül 1977 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanı oldu. 1977-78 yıllarında Kara Kuvvetleri Komutanlığı yapan Kenan Evren, 6 Mart 1978′de Genelkurmay Başkanlığına atandı.

“Netekim”li cümlelerle yaptığı sözde millet adına yaptığı icraatlarıyla ülkemizin kanayan yaralarını daha da kanırtan Evren hakkında iyi şeyler söylemek mümkün mü bilmiyorum.

2012 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kurulan darbeleri araştırma komisyonuncu hazırlanan rapora göre Kenan Evren’in liderliğindeki 12 Eylül darbesinin ardından;

* 650 bin kişi (her 100 kişiden biri) gözaltına alındı,

* 230 bin kişi sıkıyönetim mahkemelerine gönderildi,

* Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı (71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden; 98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı)

* 7 bin kişi için idam cezası istendi,

* 517 kişiye idam cezası verildi,

* İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi,

* Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı,

* 229 kişi cezaevinde öldü,

* 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü,

* 14 kişi açlık grevinde öldü,

* 16 kişi kaçarken vuruldu,

* 95 kişi çatışmada öldü,

* 73 kişiye doğal ölüm raporu verildi,

* 43 kişinin intihar ettiği bildirildi,

* 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi,

* 1 milyon 683 bin kişi fişlendi,

* 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurtdışına gitti,

* 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı,

* 388 bin kişiye pasaport verilmedi,

* 30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı, (3 bin 854 öğretmen, 998 güvenlik görevlisi, 266 din görevlisi, 120 öğretim üyesi, 47 yargıç ve savcı, 35 mülki amir)

* 1980’de sendikalı işçi sayısı 5 milyon 721 bin 74 iken 1985’te bu sayı 1 milyon 711 bin 254’e düştü

* 39 ton gazete ve dergi imha edildi,

* Gazeteler 300 gün yayın yapamadı,

* 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi,

* Yargılanıp mahkûm edilen gazetecilerin aldıkları cezaların toplamı 3315 yıla ulaştı,

* 31 gazeteci cezaevine girdi,

* 300 gazeteci saldırıya uğradı,

* 3 gazeteci silahla öldürüldü,

* 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir