The Giver – Seçilmiş

Savaşın, acının, üzüntünün, sen ben farkının olmadığı bir dünya nasıl olurdu sizce? Eğlencenin, mutluluğun, sevginin, heyecanın ve aşkın olmadığı bir dünya?  “The Giver” yani “Seçilmiş” filmi bu sorunun cevabını sorgulamamızı istiyor. Film boyunca da bu sorgulanmış.

Hiçbir duygunun olmadığı bu dünyayı yaşlı insanlar yönetiyor. Her insanın ayrı ayrı görevleri var. Bu görevler orayı yöneten yaşlı insanlar tarafından veriliyor. Aile her şeyde olduğu gibi yapay bir şekilde kuruluyor. Taşıyıcı anneler çocukları dünyaya getirdikten sonra çocuklar gelişimlerine göre ya hayatta kalıyor ya da yapılan bir iğneyle öldürülüyor. Gelişimleri iyi olan çocuklar seçilen ailelere veriliyor. İnsanların arası mükemmel. Herkesin belli işi var ve herkes o işi muhteşem bir şekilde yapıyor.

seçilmiş filmi

Filmin kahramanı olan Jonas (Brenton Thwaites) eğitimini bitirip yaşlılar tarafından mesleği söylenince seçilmiş kişi olduğunu anlıyor. Seçilmiş kişi anı toplayıcıdır. Jonas, eğitmeni olan anı toplayıcısından (Jeff Bridges) eski dünyadaki duyguları öğrenince yaşadığı dünyayı sorgulamaya başlıyor. Heyecanı, soğuğu, güneşi, denizi, sevgiyi, aşkı öğreniyor Jonas. Jonas savaşı, acıyı ve ölümü de öğreniyor anı toplayıcısından.

Savaştan, acıdan korksa da mutluluğu, sevgiyi, aşkı hissedince yaşadığı dünyanın iyi bir dünya olmadığına karar veriyor ve bunu değiştirmek için var gücü ile çabalıyor Jonas.

THE GIVER

Lois Lowry’nin 1993 yılında yazdığı aynı isimli kitaptan beyaz perdeye aktarılan bu film farklı bir bilim kurgu filmi olmuş. Bilim kurgu filmlerinde artık sıkça görmeye alıştığımız robot, insan savaşı ya da robot, insan kardeşliği bu filmde yok. Böyle olmadan da güzel bir bilim kurgu filmi çekilebileceğini öğrenmiş olduk.

Sağlam bir alt metni olan filmde verilen mesaj üzerinde iyice düşünmek gerekir, kanısındayım. Oyunculukların gayet güzel olduğu filmde olaylar hızlı bir şekilde sonlandırılmayıp, filmi biraz daha uzatabilselerdi ve filmin sonunu bu filme daha yakışır ve yaratıcı yapsalardı on numara bir film ortaya çıkardı. Bu özellikleri olmasa da IMDB puanı 6.7 olan bu filmin bu puandan kesinlikle daha yüksek bir puanı hak ettiğini düşünüyorum.

seçilmiş filmi resimleri

Duyguların olmadığı bir dünya bence de siyah beyaz olurdu. Film de siyah beyaz çekilmiş. Filmin artı yönlerinden birisi de bu.

Yönetmenliğini Phillip Noyce’nin yaptığı filmin senaristti Michael Mitnick. Doksan yedi dakikalık bu filmin iki dakika otuz bir saniyelik fragmanı sizlerle.

 

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir