Toplumsal Hafızayı Yok Etmek

Toplumlarda tıpkı insanlar gibi doğan, büyüyen ve ölen organizmalardır dersek yanlış bir tanımlama yapmayız herhalde. Bu çok yapılan benzetmeden sonra gelelim bizi ilgilendiren asıl meseleye, yani toplumsal hafızaya.

Hafıza kelimesi temelde, geçmiş yaşantıların ve öğretilerin uzun ya da kısa süreli depolandığı yer olarak tanımlanabilir. Bu sayededir ki öğrendiğimiz pek çok şeyi ertesi gün yeniden öğrenmek zorunda kalmayız. Öğrenilen her yeni bilgi ilgili alanda eski öğretilerin üzerine eklemlenir ve medeniyet sürekli bir ilerleme halinde olur.

Bu durumun aksi olduğu zamanlarda görülebilir. Özellikle bazı kalıtımsal hastalıklar ya da yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkan arazlar nedeniyle insanın hafızası kısmen ya da tamamen yok olabilir. Kendi annesini ya da oğlunu tanımayabilir, evinin yolunu hatırlamayabilir insan. Bu durum hem kişinin kendisinin hem de çevresinin hayatını alt-üst eder.

Yukarıda sayılan olumsuz durumlar bazı dönemlerde toplumların da hayatlarında rastlanabilir. Bu olumsuzluklar kişilerin hayatlarında olduğu gibi toplumları da derinden sarsar.

“dün ne yediğimi unuttum, sen ne soruyorsun” gibi tepkilerle boy gösteren toplumsal hafıza kaybı son yıllarda ülkemizde görülen en mühim meselelerden bence. Gerek dış müdahalelerle yapılan toplum mühendisliği çalışmaları gerekse iç dinamiklerin destekleriyle oluşan bu durum nasıl ortaya çıkar peki?

Daha doğrusu soruyu şöyle soralım: bir toplumun hafızası nasıl yok edilir?

–          İlk önce toplumun olayları daha iyi algılaması ya da analiz etmesini sağlayan yazar, düşünür, akademisyen, gazeteciler hedef alınır ve öldürülür.

–          Öldürmek riskli hale gelmiş ya da sayıca çok iseler, medya yoluyla karalama ve yıpratma mesailerine başlanır.

–          Yargı ve kolluk güçlerinin de katkılarıyla oto sansür uygulanmaya yönlendirilir ya da cezalarla sindirme operasyonları yapılır.

–          Algı yönetiminde daha başarılı olabilmek için isimlerinin önünde kalabalık unvanlar bulunan sözde akademisyenlerle bol sıfırlı anlaşmalar yapılır. Adalar ve şehirler konuşmaya başlar örneğin. İmralı şöyle dedi, Pensilvanya böyle dedi diye!

–          Halkın nefes alıp birlikte mücadele edebileceği sivil örgütler pasifize edilir ya da parçalanır.

–          Her şeyden daha önemlisi nefes almadan çalışan ve sürekli harcayan bir tüketici nesil ortaya çıkarılır. Çünkü vahşi düzen böyle daha iyi işler:

Ne kadar çok borç o kadar az ses!

Ne kadar çok tüketim o kadar çok itaat…

–          Eğer yukarıda sayılan hiçbir şey hafızayı yok etmeye yetmiyorsa yapılacak tek şey kalır:

Dış destekli demokrasi getirmek!

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir