Türkçülüğe Adanan Bir Ömür: Ziya Gökalp

Türkçülük akımının öncüsü olan Ziya Gökalp her şeyden önce bir düşünce adamıdır. O, yenilmiş, tarumar olmuş, çökmüş bir imparatorluktan bir millethttp://www.aynadakiler.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif bilinci oluşturmak için ömrünü bu yola adamıştır.

ziya gökalpZiya Gökalp sanatını, düşüncelerini yaymak için bir araç olarak kullanmıştır. Şiirlerinde belki kuru bir didaktiklik söz konusu olsa da o şiirinin bu şekilde algılanmasıyla pek fazla ilgilenmemiş, şiirindeki düşüncelere dikkat çekmeye çalışmıştır. Çağdaşları olan Servet-i Fünun ya da Fecr-i Ati sanatçıları gibi sanat yapmak kaygısı taşımamış, toplumu aydınlatmak kaygısı taşımıştır. İmparatorluğun son döneminde olduğu için millet şuurunu ve bilincini oluşturacak şiirler yazmıştır.  Ümmetçi bir Osmanlıdan Türkçü bir devlete dönüşmenin programını yapar. Bunun adı “Yeni Hayat”tır. Bu adı taşıyan şiir kitabında şair, bir topluluğu oluşturan bütün unsurları masaya yatırarak gelecekteki devletin üzerinde oturacağı esasları yeniden yorumlayarak belirler. Din, vatan, ilim, kavim, medeniyet, halife, köy, askerlik, lisan, ahlak, vazife gibi her biri kendi başına birer sosyal kavram olan meseleleri tartışır. Bu kavramlardan yola çıkarak bir bakıma geri kalışımızın bilançosunu ortaya koyar. Onun “Yeni Hayat”ı sayısız teklifle doludur ve bunların bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran irade tarafından yaşama geçirilmiştir.

altın ışık kitabıÇocukları milletin geleceği olarak gören şair, “Altın Işık” kitabında çocuklar için manzum ve mensur masallar, kıssalar kaleme alır. “Keloğlan, Alparslan, Deli Dumrul” gibi metinlerle çocukların belleğinin millî unsurlarla dolmasına katkıda bulunur.

Ziya Gökalp’in sanatının en önemli özelliklerinden biri de Türk şiirine o zamana kadar ihmal edilen Türk mitolojisini sokmasıdır. Şair, destan yönünden çok zengin olan Türk mitolojisini şiirlerinde yansıtmıştır. Böylece Türk varlığını inşa eden figür ve olaylara dikkat çekmiştir. Aslında o, bir destan şairidir. Kaleme aldığı “Şakî İbrahim Destanı, Ak Destan, Kara Destan, Kızıl Destan” adlı şiirleriyle çağının tanığı bir şair olduğunu gösterir.

Ziya Gökalp’in şiirlerinin yanında önemli düz yazıları da vardır. Bu düz yazılar onun Türkçülük konusundaki düşüncelerini anlamamıza yardımcı olur. O, imparatorluğun parçalanma sürecinde bir milli kimlik arayışına girer. Ona göre Türk toplumunun kendine özgü ahlaki ve kültürel değerleriyle, Batı’dan aldığı bazı değerleri kaynaştırarak bir senteze ulaşma çabası yatıyordu. “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” diye özetlediği bu yaklaşımın kültürel ögesi Türkçülük, ahlaki ögesi de İslamcılıktı. Dini, toplumsal birliğin sağlanmasında yardımcı bir öge olarak değerlendirdi. Bireyi temel alan liberalizm ile çatışmacı toplumu temel alan Marksizm’e karşı mesleki örgütleri temel toplum birimi olarak kabul eden solidarizmde karar kıldı. Toplumsal ve siyasi görüşlerini anlattığı sayısız makale yazdı. “Türkçülük” düşüncesini sistemleştirdi. Milli Edebiyat’ın kurulması ve gelişmesinde önemli rol oynadı.

türkçülüğün esaslarıZiya Gökalp fikirleri ile Mustafa Kemal’i çok fazla etkilemiştir. Millet bilincinin oluşmasında onun çok büyük etkisi vardır. O, milleti ise ırkî bir birlik olmadığını, kültürel bir birliğe dayanan bir terbiye yani eğitim sonunda oluşan bir birlik olduğunu söyler ve bunu “Türkçülüğün Esasları” kitabında kanıtlar. Onun bize kazandırdıklarını anlayabilmek için onun bütün eserlerini okumamız gerekir. Eserleri ise şunlardır:

Şiirleri: Kızı Elma, Yeni Hayat, Altın Işık

Düz Yazıları: Türkleşmek İslamlaşmak Muasırlaşmak, Türkçülüğün Esasları, Türk Töresi, Doğru Yol, Türk Medeniyet Tarihi

ziya gökalp hayatıZiya Gökalp 23 Mart 1876’da Diyarbakır’da doğmuştur. Aslında Kürt kökenli birisi olduğu söylenir ama bu onlara aldırış etmez. Kürt kökenli birisi olarak Türkçülüğün temellerini atmıştır. Meclis-i Mebusan’da milletvekilliği yapan, “Genç Kalemler” dergisini çıkaran, Türk Ocağı’nın kurucuları arasında yer alan ve bir dönemde üniversitede sosyoloji dersleri veren Ziya Gökalp 25 Ekim 1924’te hayata gözlerini yummuştur. Her önemli fikir adamı, önemli ediplerimiz gibi Ziya Gökalp de 48 yıl gibi kısa bir ömür yaşamış ama bu kısa ömrüne çok şeyler sığdırmıştır. Sancılı dönemler geçirdiğimiz bu dönemlerde onun Türkçülükle, milletle, milliyetle ve dille ilgili düşünceleri iyi tahlil edilmeli, görüşleri dikkate alınmalıdır. Fikirlerinin hala genç beyinlerde bir ışık gibi yandığını belirterek 89 yıl önce bugün ebediyete göçmüş olan Ziya Gökalp’i saygı ve rahmetle anıyorum.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir