Türkiye’nin Depremle İmtihanı

Deprem yüzünden çok çektik. Çok canlar aldı deprem, çoğu insan da sakat kaldı. Her deprem olduğunda görsel ve yazılı medya aynı şeyleri tekrar tekrar söyler. Bildik yüzler televizyonlara çıkar ve deprem hakkında bilgiler verir. Bu yüzlerin en bilindiği de şüphesiz “Deprem dede”ydi. Deprem dede önceki büyük depremlerde olduğu gibi dünkü depremimizi saymazsak son büyük depremimiz Van depreminden sonra da televizyonlarda sıkça görünmüştü. Deprem dede -Ahmet Mete Işıkara- bize daha 1999 Kocaeli depreminden sonra depremle yaşamaya alışmamız gerektiğini söylerdi. Çünkü ülkemizin önemli deprem kuşakları üzerinde olduğunu anlatır, her yıl büyük depremler olacağını söylerdi. Bunun yanında yapıların sağlam yapılması gerektiğini söylerdi, hep. Depremin öldürmeyeceğini yapıların öldüreceğini öğrenmiştik onunla. Ama bize önceki Van depremi gösterdi ki Deprem dedeyi hiç dinlememişiz. Van ve Erçiş’teki yıkılan binaları ve yıkılan binaların yanındaki yıkılmayan binaları gördükçe hemen anlıyorsunuz neticeyi. Demek ki kullanılan malzeme çalınmış ya da bir mühendislik hatası var. Hele hele oradaki yurt binasının yıkılması içler acısı bir durumdu. Şimdiki Gökçeada depremi de insanlar üzerinde panik havası estirdi. Geçmiş, acı günleri hatırladık. Millet olarak acı günlerden ders almayı ne zaman öğreneceğiz acaba?

Biraz acı olacak ama sizlere 1900’lü yıllardan itibaren Türkiye’de yaşanan depremleri ve o depremlerde yitirdiğimiz insanların sayısını vereceğim:

24 Nisan 1903’te Muş Malazgirt’te 6,7 büyüklüğünde deprem olmuş ve bu depremde 2626 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

9 Ağustos 1912’de Mürefte’de 7,3 büyüklüğünde deprem olmuş ve bu depremde 216 kişi yaşamını yitirdi, 466 kişi de yaralandı.

6 Mayıs 1930’da Hakkari’de 7,2 büyüklüğünde deprem olmuş ve bu depremde 2 bin 514 kişi öldü.

26 Aralık 1939’da Erzincan’da 7,8 büyüklüğünde deprem olmuş ve bu depremde 32 bin 962 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu deprem Türkiye’nin bu yüzyılda yaşadığı en şiddetli depremdir. Kışın en şiddetli günlerinde Erzincan halkını vuran bu felakette açıklanan ölü sayısı sebebiyle bu depremin ardından yurt çapında yas ilan edilmişti. Yardım konvoyları, soğukla da mücadele eden depremzedelere ancak iki gün sonra ulaşabildi. İlk kez depreme karşı önlemler tartışıldı, gazetelerde depremle nasıl yaşanması gerektiği yazıldı.

20 Aralık 1942’de Niksar – Erbaa arasında 7,0 büyüklüğünde deprem olmuş, bu depremde 3 bine yakın insan ölmüş, yaklaşık 6 bin 300 kişi de yaralanmıştı.

26 Aralık 1943’te Tosya – Lâdik arasında 7,2 büyüklüğünde deprem olmuş, bu depremde 2 bin 824 kişi hayatını kaybetmiştir.

1 Şubat 1944’te Bolu – Gerede arasında 7,2 büyüklüğündeki depremde 3 bin 959 kişi öldü ve çok sayıda insan ise evsiz kaldı.

19 Ağustos 1966’da Varto’da 6,9 büyüklüğündeki depremde 2 bin 394 kişi öldü bin 489 kişi de yaralandı.

28 Mart 1970’de Gediz’de meydana gelen 7,2 büyüklüğündeki depremin ortaya koyduğu felaket tablosu bin 86 ölü, bin 260 yaralıdır.

6 Eylül 1975’te Lice’de Bin 385 kişinin öldüğü 3 bin 339 kişinin yaralandığı depremin büyüklüğü Richter ölçeğine göre 6,9’dur.

24 Aralık 1976’da Çaldıran – Muradiye arasında yaşanan en büyük depremlerden biri olan bu depremin büyüklüğü 7,2 olarak ölçüldü. Can kaybı 3 bin 840’tı. 497 kişi yaralandı, birçok kişi evsiz kaldı.

30 Kasım 1983’te Erzurum – Kars arasında 6,8 büyüklüğündeki deprem, büyük hasara ve can kaybına yol açtı. Depremde bin 155 kişi öldü, bin 142 kişi yaralandı.

13 Mart 1992’te Erzincan’la birlikte Tunceli’yi de vuran bu deprem, 6,8 büyüklüğündeydi. Depremde 653 kişi yaşamını yitirdi. Yaralı sayısıysa 3 bin 850 olarak belirlendi.

1 Kasım 1995’te Dinar’da 5,9 büyüklüğündeki depremde ölü sayısı 94.

27 Haziran 1998’de Ceyhan’da 6,3 büyüklüğündeki deprem, başta Ceyhan olmak üzere bütün Adana’yı etkiledi. 84 kişinin hayatını yitirdiği depremde 310 kişi yaralandı, yüzlerce ev hasar gördü.

17 Ağustos 1999 – Kocaeli: Türkiye’nin yaşadığı en büyük felaketlerden biri de Kocaeli’nde yaşanan 7,4 büyüklüğündeki deprem oldu. 1939 Erzincan depreminin ardından yaşanan bu en büyük depremde, 17 bin 127 kişi hayatını kaybetti, 43 bin 953 kişi de yaralandı.

1999 Bolu – Düzce’de 7,2 büyüklüğündeki depremde 845 kişi öldü, 4 bin 948 kişi de yaralı olarak kurtuldu.

2000’de Çankırı’da yeni yüzyılın ilk depremi 6,1 büyüklüğünde gerçekleşti. 2 kişinin hayatını kaybettiği depremde, bin 766 kişi de yaralandı.

2000’de Afyon’da 5,8 büyüklüğündeki depremde 6 kişi öldü, 547 kişi de yaralandı.

2003’te Tunceli’de deprem 6,2 şiddetinde gerçekleşti, bir kişi hayatını kaybetti, 7 kişi de yaralandı.

2003’te Bingöl’de 6,4 büyüklüğündeki depremde ölü sayısı 176, yaralı sayısı 520.

2010’da Elazığ’da 51 ölü, 74 yaralı, şiddeti ise 6,0’dır.

2011 yılı Ekim ayında Van’daki 6,7’lik depremde 604 ölümüz 4152 yaralımız vardı.

Ve dün Gökçeada’da olan son deprem. Rabbim’e şükürler olsun ki deprem o tarafta oldu. Bir de herhangi bir şehre yakın olsaydı düşünmek bile istemiyorum. Soma faciasından sonra ikinci bir facia yaşanması içten bile değildi. İşimiz Allah’a şükretmekle kalıyor sadece. Önlem alıyor muyuz? 2011 Van depreminden sonra neler yaptık? Bu liste gösteriyor ki her alanda olduğu gibi deprem dersi için de imtihanı veremedik. Her alanda imtihanı veremedikçe olan gariban vatandaşımıza oluyor. Diğer insanlar sırça köşklerinde rahatça oturuyorlar. Ve bizde maalesef ölümlerin listesini tutuyoruz. Bu şekilde kaç listemiz var bir saysak!

Bu depremler gösteriyor ki rahmetli Deprem dede bize anlattıklarını boşuna anlatmamıştı. Yukarıdaki kronolojiye baktığımızda büyük depremlere her zaman hazırlıklı olmamız gerektiğini çok rahatlıkla görebiliyoruz. Biz, her şeyden önce vakit geçirmeden evimizi deprem konusunda inceletmeliyiz. Yeni ev alıyorsak evin deprem belgesini muhakkak istememiz gerekir. Ya da binanın zemin etüdünü, binanın planını bir mühendise inceletmeliyiz. Ayrıca deprem esnasında neler yapacağımızı hepimiz öğrenmeliyiz. Tabiî ki burada belediyelere de büyük görevler düşüyor. Yapılan binaları çok iyi incelemeleri, kaçak yapılaşmayı engellemeleri gerekir. Eğer bu şekilde önlemler alınmazsa daha çok can kayıpları yaşarız. Unutmayalım ki “Deprem öldürmez, bina öldürür!”

Son söz olarak bu yazımızda çokça adını andığımız Deprem dedeyi saygı ve rahmetle anıyorum.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir