Tüyap Kitap Fuarı ve Miyase Sertbarut

miyase sertbarut ve  muammer karabıçak

En son yazımızda fuarlardan bahsetmiştik. Fuarlar için özgürleşmek isteyen insanların onlara özgürlüğü veren insanlarla bulaşabildiği ender ortamlardan birisidir, demiştik. Yine aynı yazımızda bu ortamı iyi değerlendirmenin öneminden bahsetmiştik. (Yazı için tıklayınız)

Ben de eşim Ayşe, arkadaşlarım Emre ve Nazlı Yıldırım’ın katkısıyla bugün Tüyap Kitap Fuarı’ndaydım. Ben ve Emre deli gibi sağa sola saldırırken eşlerimiz bize çok büyük destek verdiler (!) Emre, müzik öğretmeni olduğu için müzik kitaplarının satılabileceği yayınevlerinin stantlarını bol bol gezdi. Ben ise önceki alışkanlıklarımdan olsa gerek edebiyat, dil ve tarih kitaplarının olduğu stantların etrafında döndüm, durdum. Ne kadar farklı yayınevinin stantlarında gezsem de yüreğim ve ayaklarım beni hep Çocuk ve Gençlik Edebiyatı kitapları satan yayınevlerinin stantlarına itti.

Çocuk ve Gençlik Edebiyatı’na düşkünlüğüm üç, dört sene öncesine dayanır benim. Bu düşkünlüğümün başlamasında Çocuk ve Gençlik Edebiyatı’nın eşsiz kalemi sayın Miyase Sertbarut Hanım’ın büyük etkisi vardır. Ne yalan söyleyeyim bu düşkünlüğümün, çok daha önce, üniversite yıllarında başlamasını çok isterdim.

Yanımdaki arkadaşlarıma ve eşime belli etmesem de Çocuk ve Gençlik Edebiyatı stantlarının iç tarafında olmayı çok istedim. Sonra kendimi çocuk gibi kandırıp “Çok çalış, bir gün sen de orada olursun. Gel sana Tudem’den kitap alayım.” dedim içimden. Yine de mutlu olmuştum.

Tudem Yayınları’nın standına ulaştığımda gözüm Miyase Hanım’ın kitaplarına kaydı hemen. Okumadığım iki kitabını seçtim. Satış sorumlusu hanım güleryüzüyle yanıma yaklaştı. Selamlaştık. Ona Türkçe öğretmeni olduğumu, okulumuzda bir etkinlik yapıp yapamayacağımızı sordum. Çekmeköy’de çalıştığımı öğrenince kendisinin o bölgeyle ilgilendiğini belirtti ve kartvizitini takdim etti. Daha sonra haberleşmek için ayrılırken elimdeki Miyase Hanım’ın kitaplarını gördü. ”Yazarımız burada.” dedi. ”Miyase Hanım mı?” dedim büyük bir heyecanla.

Hemen elimdeki kitaplarla Miyase Hanım’ın yanına yöneldim. Onu görünce çok heyecanladım. Yanında konuşamayacağımı zannettim. Kısık ve heyecanlı bir sesle “Ben Muammer!” Yutkundum. “Karabıçak! Öteki Yüz’den” dedim. Daha ben bunları söylemeden tanıdı beni. Deryasına kavuşan nehir gibi mutlu oldum. Duruldum sonra. Özgürlüğün tadını çıkardım. Hiç tahmin etmiyordum beni hatırlayacağını. Kısa bir sohbet ettik. Benim için o kısa sohbet bile tadına doyulmaz ve eşsizdi. En son büyük şair rahmetli Attila İlhan’la kısa bir sohbet ettiğimde bu kadar mutlu olmuştum.

Kitaplarını imzaladı Miyase Hanım özenle. İçimde büyük bir ateşle yanından ayrıldım. Bu, şüphesiz yazma ateşiydi. Önümde büyük bir yol var artık: Çocuk ve Gençlik Edebiyatı yolu.

Açtığınız bu yol için teşekkürler Miyase Hanım.

miyase serbarut ve ben

Belki bunları da beğenirsin...

1 Yorum

  1. 06 Kasım 2015

    […] Geçen yıl da biz Çocuk ve Gençlik Edebiyatı’nın en iyi yazarlarından birisi olan Miyase Hanım‘la buluştuk ve kitabımızı […]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir