Ulusalcılara ve Milliyetçilere Sitem

Türkiye, son günlerde o kadar bölünme emareleriyle karşı karşıya iken hiç anlamadığım ve anlamlandıramadığım bir şekilde bizim milliyetçilerimizle ulusalcılarımız arasında da derin bir bölünme mevcuttur. Ülkemizin içinde olduğu son olaylara baktığımızda en fazla birlik ve beraberliğe gerek duyarken hala ülke sevdalılarının bir arada olamaması çok düşündürücü ve acıdır.

Ülke sevdalıları olarak “Sen milliyetçisin, sen ulusalcısın!” söylemlerinden acilen uzaklaşmalı, bu kavramlara yeni bir soluk getirecek üst tanımlar getirilmelidir.  Evet, kabul ediyorum; milliyetçi söylemle, ulusalcı söylem arasında çeşitli farklar vardır. Ama iki tarafta da bunu aşırı uçlarda yaşayan insanlar var. Çok kere şahit olmuşumdur milliyetçi bir arkadaşın “Ulusal bağımsızlık savaşı” demekten imtina ettiğini ya da ulusalcı bir arkadaşın “Milli bağımsızlık savaşı” demekten imtina ettiğini. Ulusalcı arkadaşlarımız, milliyetçileri “faşist” olarak nitelemekten vazgeçmelidir. Ne zamandır ülkesini çok sevmek “faşistlik” olmuştur. Milliyetçi arkadaşlarımız, ulusalcıları “dinsiz” ve “imansız” olarak nitelemekten vazgeçmelidir. Ne zamandır kökten dincilere karşı gelmek, softalara boyun eğmemek “dinsizlik”, “imansızlık” olmuştur. Şunu da bu bölüme eklemek gerekir ki iki cenahın çürük elmalarını bütün bir cenaha yüklemek siz de hak verirsiniz ki hiç de doğru bir yaklaşım değildir.

Ulusalcıların ve milliyetçilerin temel çıkış noktası bu ülkeyi koşulsuz sevmeleri ve Atatürkçü olmalarıdır. Bu ortak noktalar önemli ve en birleştirici hususlardır. Hal böyle iken bu iki cenahta olan kardeşlerimiz bu hususları temel sayarak birleşmeli ve bütünleşmelidir. Ayrıntılarda boğulmak ya da sen ben kavgası yerine bu temel çıkış noktalarımız üzerinde yeni açılımlar geliştirerek birbirimizi azami ölçüde anlamaya çalışmalıyız. Zaman ayrılık zamanı değildir. Artık kişisel çıkarları bir yana bırakıp ülke için bir şeyler yapmanın zamanı gelmiştir. Ülkesini seven insanlar kör dövüşten uzak durmalıdır. Ulu önder Atatürk, hem “ulusal” hem de “milli” kavramlarını kullanmıştır. Şimdi, onun takipçileri olan bizler niçin bu şekilde kamplaşmaya gerek duyuyoruz? Burada önemli olan birbirimizin hassasiyetlerine azami ölçüde dikkat etmek ve saygı duymaktır.

Hangi farklılığımız bu memleketi karşılıksız sevmemizin önüne geçebilir ki? Hangi farklılığımız bizi birbirimize düşürebilir ki? Hangi farklılığımız bizi “ulusal” ve “milli” kelimeleri üzerinde bu kadar kamplaşmaya itebilir ki? Ey kendini ulusalcı olarak niteleyen kardeşim! Ey kendini milliyetçi olarak niteleyen kardeşim! Sözümüz sizleredir: Bırakın artık ayrı ve gayrı olmayı. Vakit bir olma zamanıdır.

Belki bunları da beğenirsin...

Bu yazıya toplam 2 tane yorum yapılmış.

  1. TANTA diyor ki:

    hem ulusalcıların hem de milliyetçilerin nesli yavaş yavaş tükeniyor. size geçmiş olsun…..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir