Uyku ve Yolculuk Üzerine

hayal

Yeni bir günü daha selamlıyorum hiç gözümü kırpmadan. Dışarıda hafif bir yağmur. Yaprakların üzerine vuran yağmur ile kuş cıvıltılarının billur sesi açık penceremden odamın içine doluyor…

Uyku ile hep sorunum oldu şu kısacık ömrümde. Ya hep ben ondan kaçtım ya da o hep benden kaçtı. Ne kadar kovalasam da bir türlü yakalayamadım onu. Her türlü taktiği denesem de –buna koyun saymak da dahil– hep nafile oldu.

İşte bu güzel günün sabahında uykumu arıyorum tavan aralarında. Yine bildiğim bütün taktikleri deniyorum ama uyku hep benden bir adım uzağa kaçıyor. Nihayetinde kovalamaktan vazgeçiyorum ben onu.

Bu uykuyu kovalama hali en çok da yolculuğa çıkacağım günlerin öncesinde olmuştur. Yolculuklar, içimizde bir heyecan ateşi yakıyor kanımca. Hele hele bu yolculuğun sonunda anaya babaya, eşe dosta, sılaya ve yahut da sevgiliye kavuşuyorsak o ateş daha da yakıyor içimizi.

O ateş nasıl yakmasın ki bizi. O yolculuğun sonunda uzun süredir görmediğimiz anamız babamız var. O yolculuğun sonunda muhabbetini özlediğimiz eşimiz dostumuz var. O yolculuğun sonunda hasretini çektiğimiz, buram buram burnumuzda tüten sılamız var.

O yolculuğun sonunda günlerdir hayalini kurduğumuz, yanında kalbimiz yerinden çıkacakmış gibi pıtır pıtır atan sevgilimiz var.

Velhasıl yolculuğun sonunda olacak olan kavuşmanın verdiği sevinç bizi uyku ikliminden alıp sabahın ilk ışıklarına kadar götürüyor. Sizler de benim gibi şanslıysanız yani odanızın penceresinin önünde ağaçlar varsa yapraklara vuran yağmurun ve kuş cıvıltılarının billur sesini duyarsınız.

Şanslı değilseniz eğer daha çok tavan aralarında uykuyu ararsınız.

Yolculuk, kavuşmaksa eşe dosta,
anaya, babaya,
sılaya,
sevgiliye.

Çekilen bütün uykusuzluklar bir değer taşır.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir