Yalısever Kalemlerin Otosansürle İmtihanı

“Prag’da çıkan günlük bir gazetenin editörüne sansürün nasıl yapıldığını sorduğumda şu şok ifadeyle karşılaştım: aslıda görünürde sansür yoktu. Ne yazmamız gerektiğini, partinin çizgisini biliyorduk. Bir şey eleştirirken sınırımızı biliyorduk. Kimsenin tepemize binmesine gerek yoktu. Biz kendi kendimizi sansürlüyorduk.”

Bu satırlar bir ara Türkiye’de de çalışmış uluslar arası savaş muhabiri Andre Vltchek’e ait. Çek gazeteci yaşadığı Sovyet Rusya ağırlıklı yılları böyle özetliyor ve şu bize çok benzeyen satırlarla devam ediyor:

“Altmışlı yılarda Çekoslovakya’da toplama kampları ya da işkence yoktu. Çizgiyi aşıp dürüstlüğü seçenler kaçırılıp öldürülmüyordu. Gerçekleri söyleyenler sadece işlerini kaybettiler. İş bulamaz oldular. Aşırı şiddete gerek yoktu. Ayrıcalıklarını kaybetme korkusu işe yarıyordu. Nerdeyse tüm gazeteciler kendilerinden beklenilenleri biliyorlardı. Onlara ne yazmaları ya da yazmamaları söylenmiyordu, onlar zaten biliyorlardı. Dürüst değillerdi belki ama aptal da değillerdi. Beslemeleri gereken aileleri ve döşeyecek evleri vardı.”

Kendiliğinden gelişen bu oto sansürün kimleri televizyonlarda ve gazetelerde konuşturduğuna bakın, sistemimizin Çekoslovak sisteminin altmışlı yıllarından pek farklı olmadığını göreceksiniz. Son dönem gündemde yer alan Meral Akşener’e yönelik saldırıların da Vltchek’in bahsettiği tiplerin ağızlarından çıkması tesadüf değil. Eminim ki bu kişilere böyle iftiralar atmaları söylenmiyordur, konumlarını sağlamlaştırmak için ve de en ballı lokmaları kapabilmek için en yükseğe sıçrama hamlelerinden başka bir şey değil yaptıkları.

Her ne kadar basınımız o dönemki Çek sistemini andırsa da belki de en büyük eksiğimiz onların aralarından çıkıp Nobel edebiyat ödülü almış Jaroslav Seifert gibi yazarlarımızın artık hayatta olmaması. Seifert şöyle der bir konuşmasında: “Bir yazar kendi ulusunun bilincinde olmalıdır… eğer sıradan bir kişi gerçeği görmezden gelir ve ilan etmezse bu anlaşılabilir. Ancak bir yazar gerçeği saklıyorsa, o yalancıdır.”

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir