Yekta Kopan’dan “Aile Çay Bahçesi”

2013 yılının en iyi kitaplarıyla ilgili herhangi bir listeye baktığımızda şüphesiz bu listenin ilk on eseri içinde Yekta Kopan’ın “Aile Çay Bahçesi” adlı eserini görürüz. Açıkçası ben de bu listelerden etkilenerek bu kitabı aldım ve okumaya başladım. Yüz kırk iki sayfalık bu kitabı bir solukta bitirdim. Eğer bir kitabı bir solukta bitirebiliyorsanız bu demektir ki kitap akıcı bir dille yazılmıştır ve sizi sıkmamıştır. Bu kitabın yani yazarın bir başarısıdır.

“Müzeyyen. Annesinin kuzusu. Babaannesinin biriciği. Babasının… Sahi ben babamın neyiydim? Bütün bu hikâyenin içinde benim rolüm neydi, diye düşündüm hep. Benim repliklerimi kim yazmıştı, mizansenlerimi kim belirlemişti? Sahneye hangi taraftan gireceğime, uslu kızı oynarken neler giyeceğime, içimdeki kötülüğü kusmaya başladığımda nelerden soyunacağıma kim karar vermişti? Okuduğum bütün kitaplarda beni bana anlatacak bir karakter arardım. Dinlediğim radyo oyunlarından, izlediğim filmlerden bir cümlecik çalmaya çalışırdım. Saatçi Nejat Bey ile ev hanımı Meral Hanımın kızı Müzeyyeni bana anlatabilecek bir cümle.”

aile çay bahçesi kitabıArka kapakta kitap için bunlar yazılıydı. Müzeyyen doğduğunda ve çocukluğunda sevilirdi herkes tarafından. Ta ki kardeşi doğana kadar. Kardeşi Çiğdem doğduktan sonra Müzeyyen’e abla olacaksın dendi. Ailen tek sevgilisi Çiğdem oldu. Onun üzerine titrediler. Çünkü o ailenin neşe kaynağıydı. Çiğdem’den nefret ederdi Müzeyyen. Annesinin ölümünün tek sebebi Çiğdem’di çünkü. Hayatının değiştiren kişiydi Çiğdem. Hayatta sevmediği bir kişi daha vardı, o da babası. Annesini sevmedi hiç. Annesini geceler boyunca pencere önünde gelmesini bekletti. Başka kadınlar oldu hayatında ama karısı ve çocukları hiç olmadı. Hem Müzeyyen hem de Çiğdem kendi hayatlarını çizdiler. İkisi de ayrı ayrı yürüdüler hayatta. Ta ki babalarının -saatçi Nejat Bey’in- öleceği haberi gelene kadar. Babasının kötü olduğunu öğrenince Çiğdem ile Müzeyyen babasının, babaannesinden kalan evlerine geri döndüler. Çiğdem ile Müzeyyen birbirlerini o zaman tanıdılar. Birbirlerine hak verdiler. Kardeş olduklarını o zaman anladılar. Bir türlü ölmeyen babaları bir gece Müzeyyen’le konuştu, dertleşti ve ölmeyi beceremediğini söyledi. Acılarını dindirmesini istedi Müzeyyen’den. Yaptı Müzeyyen, acılarını dindirdi babasının. Cenaze işlemleri bitmiş, eve dönmüşlerdi. Evde kalmak istemeyen Çiğdem ve Müzeyyen kayalıklara gittiler hava almaya. Dönüşte Müzeyyen vardı sadece…

Müzeyyen karakteri çevresinde yazar bir aileyi merkeze almış. Aslında aile olamayışı diyebiliriz ya da parçalanmış bir aileyi. Bu ailenin parçalanmasında en çok kimin hatası var o tartışılabilir pek tabi ki! Kimine göre Müzeyyen’dir tek suçlu, kimine göre Çiğdem, kimine göre ise saatçi Nejat Bey. Annesinin ölümüne sebep olduğu için daha çok küçük olan Çiğdem’i suçlayabilir miyiz? Ya da aileyi, en azından kız kardeşini bıraktığı için Müzeyyen’i? Belki de ailenin dağılmasında en suçlu olan ailenin babası saatçi Nejat Bey.

Müzeyyen bütün kadınların kendinden bir parça bulabileceği bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Hele hele abla olan, ailenin “ablalık” baskısını üzerinde hisseden bütün kadınlar kendinden bir parça bulacaktır muhakkak. Müzeyyen, bu baskıya dayanamıyor ve kendi yolunu çiziyor.

Kitapta olaylar hızlı bir şekilde akıyor ve gelgitler çok fazla. Farklı zamanları anlatmaktan, geriye dönmekten çekinmemiş yazar. Bu, bir karışıklık olarak görünse de bir farklılık katmış kitaba.

Bir erkek gözüyle aileyi, aile içi iletişimsizliği, kadının toplumdaki ve ailedeki yerini okumak isterseniz bu kitap sizi sıkmadan bunu başarabilecektir.

Yazımızı bitirmeden önce bir iki söz de yazar için söyleyelim:

Yekta Kopan, 1968 yılında doğdu. İlk kitabı 2000 yılında yayımlandı. Yazdığı kitaplarla birçok ödül aldı. Kitapları Arapça, Bulgarca, Arnavutça, Hintçe ve Romenceye çevrildi. Çeşitli dergilerde yazılar yayımlanmakta ve kendi blog sayfasında yazılarına devam etmektedir. Yekta Kopan ismi çoğumuza yabancı gelse de Jim Carrey’nin sesi desem ya da Buz Devri’ndeki Sid’in sesi. Yine çıkaramadıysanız Arabalar’daki Şimşek Mcgueen desem. İşte bunlara ve daha birçok filmde var olan karakterlere sesiyle hayat vermiştir.

yekta kopan'ın kitapları

Yazdığı kitaplar ise şunlardır: Fildişi Karası, Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri, Yedi Derste Vicdan Muhasebesi, İçimde Kim Var, Kara Kedinin Gölgesi, Karbon Kopya, Bir de Baktım Yoksun ve Kediler Güzel Uyanır.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir