Yeni Misyon: Muhalif İhraç Etmek

Tarihler 16 Eylül 1988’i gösterirken dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde Hudut Bölük Komutanlığı’nı ziyaretinde yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullanır:

“Bazı komşularımız bizim iyi niyetimizi, gösterdiğimiz yakınlığı yanlış değerlendirmişlerdir. Apo denilen eşkıyayı kendi ülkelerinde barındırıp, onu destekleyerek Türkiye’yi terör belasına bulaştırmışlardır. Türk milleti artık bu konuda göstereceği iyi niyetin sonuna gelmiştir. Sabrımız tükenmek üzeredir. Sabrımızı taşırmasınlar”

Yıllar yılı terör belasından ve aramızdaki ihtilaflar nedeniyle söz konusu örgütleri besleyen komşularımızdan şikayet edip durduk. Sokaklar ne zaman hareketlense kökü dışarıda olan, dışarıdan silah ve para alan örgütlerin bağlantılarından dem vurduk durduk. Yunanistan’daki eğitim kamplarından, Rum Kesimi’nin bağlantılarından, Suriye’nin ev sahipliğinden, Avrupa’nın maddi ve manevi desteğinden ve sayamadığım daha nicelerinden.

Sadece sokaktaki vatandaş değil devletin her kademesi yıllar yılı bu tezin ana savunucuları olageldi. Aslına bakarsanız yalan ya da yanlış da değildi. Doğruydu! Sizin askerinize,polisinize, vatandaşınıza saldıran eli kanlı bir örgüt hemen yanı başınızdaki komşunuzun topraklarında barınıyor, eğitim yapıyor ve dahası destek alıyor olamazdı! Olmamalıydı. Hatay’da yapılan “sabrımız taştı” işte bu yüzden haklıydı, anlamlıydı.

Peki şimdi ne oldu?

Aradan geçen 26 yıl sonunda hangi politik savrulmalar yaşadık ki aşağıda yer alan haberin öznesi oluverdik:

eğitim

“ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Suriye’deki muhalifleri eğitmek konusunda Türkiye ile anlaştık” denildi. ABD Dışişleri Bakanlığı: “Türkiye, Suriyeli ılımlı muhalifleri eğitme ve teçhizatlandırma programını kabul etti.”Sözcü Marie Harf, Türkiye’yle bu konuda görüş birliğine vardıklarını söyledi. Önümüzdeki hafta Pentagon’dan askeri bir heyet Türkiye’ye gelecek.

Dün sabrımızı taşıran ve savaşmayı bile göze aldığımız bir faaliyeti şimdi neden başka bir ülkeye yapar hale geldik? Ne değişti? Ne oldu da terör ihraç eden ülke oluverdik? Ve ileride bu eğitilen “ılımlı muhaliflerin” ellerindeki silhlarla IŞİD’e ya da El Kaide’ye, Nusra’ya  katılmayacaklarının bir garantisi var mı?

Ve her şeyden daha önemlisi bu canilerin zulmü altında inleyen masumların ahını ülke olarak omuzlarımızda nasıl taşıyacağız?

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir