Yurt Hayatı Öykü Serisi 1

yalnız çocuk

Uzaktan ürkek bakışlar atıyordu kalabalığa. İlk defa geldiği bu yerdeki insanlar eskiden yaşadığı yerdeki insanlara hiç benzemiyorlardı. Küçücüktü daha ağırlıkları toplamı kendisine yakın valizlerin verilmesini bekliyordu sessizce. Aldı valizlerini ve yürümeye başladı ya da çalıştı. Yanı başında bir ses duydu: “Yavrum nereye gidiyorsun?” başını sesin geldiği tarafa çevirdi. İri cüsseli, kirli sakallı bir adamdı konuşan. Onunkine göre çok daha kısık bir ses tonuyla,

Yurda gideceğim,dedi.

Adam kendisine yaklaştı ve onu götürebileceğini söyledi.

Tanımadığı insanlara güvenmemesi gerektiğini biliyordu ama kimseyi tanımadığı bu  yerde mecburen tanımadığı birilerine güvenecekti. Adam yolda bazı sorular soruyordu oysa etrafı incelerken kaçamak cevaplar veriyordu sadece,

-Adın ne?

-Ali

-Nereden geldin?

-İstanbul

-…

Yol uzayıp gidiyordu aklındaki soru işaretleri gibi. Derken geniş kaldırımların sonuna doğru geldiğinde araba sağa doğru döndü ve ufak bir bakkalın önünden geçerek ileride yeşillikler arasındaki okula doğru yaklaştı. Adam okulun önüne geldiğinde durdu ve arabadan inerek bagajdaki valizleri aldı. Yurda kadar götürdü Ali’yi ve,

-Hadi bakalım delikanlı görüşürüz, dedi.

Adamın arkasından öylece baktı Ali bir süre. Döndü ve sağındaki solundaki çocuklara aldırmadan yavaşça yürümeye başladı. Burası dört katlı büyük bir yerdi ve 5. Sınıftan lise son sınıflara kadar tüm sınıflardan öğrenciler kalıyordu. Geniş bir bahçesi vardı. Ağaçlar vardı bahçenin etrafında. Girişe ise camlı bir bölme yapılmıştı. Herkes dışarı ayakkabılarını orada çıkarır ve terliklerini giyerek yukarı çıkardı. Ali de yaklaştı camlı bölmeye ve herkesten gördüğü gibi terliklerini giymek üzere valizine doğru eğildi.Babası nelerin lazım olduğunu öğrenip almıştı önceden ve annesi özenle hazırlamıştı Ali’nin çantasını. Terlikler valizin alt tarafında olduğu için aradı biraz Ali ve bularak çıkardı. Önüne doğru koydu. Ayakkabılarını çıkarmak üzereydi ki kaba bir ses duydu,

-Yeni geldin heralde?

-Evet

-Gel de sana koğuşunu göstereyim.

Konuşan kişi abiden öte görünüm olarak babasıyla kıyaslayabileceği birisiydi.Saçı dağınık, uzun boylu, sakallı, yüzünün sağ tarafında ise yara izi vardı. Ökçelerine bastığı ayakkabısını bir çırpıda çıkardı. Ali de bekletmemek için hızlı hızlı çıkardı ayakkabılarını ve yepyeni terliklerini giydi ayağına. Merdivenlerden çıkarken Ali anladı ki tıpkı yepyeni terlikleri gibi yepyeni bir hayata çıkıyordu aslında ama o hayat evindeki sürekli gülücüklerle yaşadığı hayata hiç benzemeyecek gibiydi…

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir