Zihinlere Kazınan Savaş Fimleri

Daha önce yaptığımız en rahatsız edici 10 film ve sonu sarsan 10 film listelerimize, insan zihninde iz bırakan savaş filmleriyle devam ediyoruz. Seçtiğim filmlerin en belirgin özelliği tüm filmlerin önemli bölümlerinin savaş meydanlarında geçmiş olması. Gerek görsel olarak gerekse senaryosuyla savaş gerçeğini ortaya en iyi koyan bu filmlerin diğer bir özellikleri ise herhangi bir ülkenin propagandasına hizmet etmiş olma gayreti taşımaması. Tüm bu açıklamalardan sonra geçelim listemize:

The Thin Red Line( İnce Kırmızı Hat)

Yılı: 1998

Yönetmen: Terence Malick

Siz hiç, bir savaşı, kanatları yanmış küçük bir kuş yavrusunun gözlerinden izlediniz mi?

Siz hiç, cephede, bir askeri hayata bağlayan hayallerinin gelen bir mektupla nasıl yok olup gittiğini, mektubun sahibinden dinlediniz mi?

Siz hiç, bir savaşı, sevinçle eline aldığı mektupta, “ senden ayrılmama yardım et” cümlelerini okuyan bir askerin ruhundan izlediniz mi?

Siz hiç, bir savaşı, patlayan bombaların kulakları sağır eden sesleri yüzünden aklını kaybeden bir askerin, savaşın en yoğun anında ayağa kalkıp, şu cümleleri gırtlağını patlatırcasına haykırmasını izlediniz mi?

“Hey hadi, hadi söyle! Hadi Söyle! Kimin yaşayacağına kim karar veriyor? Kimin öleceğine kim karar veriyor! Bu savaş anlamsız. Bana bakın, burada duruyorum ve üstüme tek bir kurşun bile gelmiyor. Bir tane bile gelmedi. Neden! Peki, neden hepsinin ölmesi gerekiyor? Burada durabiliyorum, görüyorsunuz!”

O zaman bir yerlerden “Thin Red Line” ya da Türkçesiyle “İnce Kırmızı Hat” isimli filmi bulun ve arkanıza yaslanın.

Apocalypse Now ( Kıyamet)

apocalypse nowYılı: 1979

Yönetmen: Francis Ford Coppola

Film için getirilebilinecek tek eleştiri uzun süresi ve diyalogların uzun tutuluşu olabilir. Ancak yönetmen 3 saate yaklaşan bu filmde Vietnam savaşı ve savaşın insan zihni ve vicdanında nasıl tamiri imkansız yaralar açtığını seyircinin yavaş yavaş hazmetmesini sağlıyor. Özellikle filmin yakalanması üzerine kurulu olan Albay Kurtz’un(Marlon Brando) şu cümlesi bile zamanın bir bölümünün bu filme rahatlıkla ayrılabileceğinin bir kanıtı: “ Beni öldürmeye hakkın var. Ama yargılamaya asla…”

Full Metal Jacket

full-metal-jacketYılı: 1987

Yönetmen: Stanley Kubrick

Usta yönetmen Kubrick’in elinden çıkan bu filmde, savaşın asker psikolojisi üzerinde yaptığı yıkıcı etkiler gözler önüne seriliyor. Filmin ilk bölümünde askerlerin savaşın yıkıcı ortamına nasıl hazırlandığı çarpıcı ve maço bir anlatımla anlatılırken, ikinci bölümde savaş tüm gerçekliğiyle önümüze seriliyor. Bu filmin bir yanıyla da çekilen militarist savaş filmlerine de bir eleştiri niteliği taşıdığını belirtip buna göre izlenmesi gerektiğini hatırlatmakta fayda var.

Platoon ( Müfreze)

MCDPLAT EC009Yılı: 1986

Yönetmeni: Oliver Stone

ABD’nin Vietnam’da yürüttüğü kirli savaşının bir başka anlatımı. “ Savaşta ilk kaybedilen şey masumiyettir.” Sözünün afişte yer aldığı bir başka başyapıt. Vietnem’da kaybedilen her askerle birlikte, sivil hayatta eğitimi ve düşüncesi ne olursa olsun, masumiyetin de nasıl yok olup gittiğini gösteren filmde Willam Defoe, Martin Sheen ve Johnyy Depp gibi usta oyuncular muhteşem bir işe imza atmışlar. Savaşın psikolojik vurgunu ve iyi-kötü ayrımının en çıplak halini karşımıza seren film pek çok Oscar ödülü ile de ödüllendirilmiş bir film.

Saving Private Ryan ( Er Rayn’ı Kurtarmak)

er raynYılı: 1998

Yönetmen: Steven Spielberg

Savaşta üç oğlunu kaybeden bir annenin son oğlu olan James’in bulunması ve sağ salim annesine götürülme sürecini anlatan ve kulakları sağır eden savaş ortamını sinema salonlarına taşıyan görsel bir şölen. Filmin her saniyesi vızıldayan kurşunlar ve patlayan bombalarla adeta cephede geçiyormuş izlenimi veriyor. Büyükçe bir ekranda ve ses yalıtımlı bir odada yüksek sesle izlemeniz tavsiye edilir.

Schindler’s List ( Schindler’in Listesi)

schidler listesiYılı: 1994

Yönetmeni: Steven Spielberg

Nazi subayları tarafından ölüme gönderilen Yahudilerin, bir Alman girişimci sayesinde kurtarılma öykülerini anlatan bir başka başyapıt. Siyah-beyaz olarak çekilen ve kullanılan her objeyle dönemin ruhu ve ortamı bire bir canlandırılan bir başka görsel şölen. Filmde imza yine usta Spielberg’e ait. Yaklaşık üç saati bulan film, seyirciyi hiç sıkmadan olanı biteni tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Filmi izleyip şu soru insan zihninde yankılanmıyor değil: tüm bu zulümlere maruz kalan Yahudiler, bugün nasıl oluyor da benzer uygulamaları başkalarına yapabiliyorlar?

7-The Last Samurai (Son Samuray)

son samurayYılı: 2003

Yönetmen: Edward Zwick

Kızılderililerle savaşan eski bir ABD subayının, silah tanıtımı yapmak için gittiği Japonya’da esir düşmesi ve samuray felsefesini, kültürünü anlamaya çalışmasını anlatan masalsı bir anlatım. Özellikle modernlik denilerek gelenekleri yok etme çabasının, batı hayranlığı ve işbirlikçilik ile kol kola yürüdüğünü anlatan filmde Ken Watanabe ve Hiroyuki Sanada’nın oyunculukları gerçekten görülmeye değer.

8-Tae Guk Gi ( Kardeşlerin Savaşı)

tae guk giYıl: 2004

Yönetmen: Kang Je-Gyu

Güney Kore sinemasından Kuzey-Güney Kore savaşı temelinde kahramanlık ve hainliğin nereden baktığınıza göre nasıl da değiştiğini gözler önüne seren müthiş bir film. Savaş sahnelerinin gerçekliği ve oyunculuklar kesinlikle kalburüstü. 2.5 saatlik bu filmde ideolojilerin ve büyük devletlerin düşman ettiği iki kardeş ülkenin acı sonlarını yine iki kardeşin hüzün ve acı dolu hikayesiyle anlatılıyor.

Belki bunları da beğenirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir